İstenmeyen Damat    

Ömer Koçer

Ömer Koçer

İstenmeyen Damat    

  • 05 Ekim 2017, Perşembe 15:55


  Ankara asfaltını hızlıca geçti, ara sokaklara saptı. Büyük binalar seyrekleşti, sonra iki katlı ahşap ve tuğladan yapılmış binaların bulunduğu sokağa geldi. Asfaltı yeni yapılmış, pazaryerinin yanında bulunan sokağın başına arabasını bıraktı,yürüdü.İki katlı,duvarları sonradan sıvanmış tuğladan bir evin önünde durdu. Demirden yapılmış bahçe kapısının sol üst köşesinde bulunan zile bastı.Evin ikinci katından bir geç kız başı göründü,kayboldu.Sonra aynı kızı karşısında gördü,kapıyı açarken.

Kız gülümsedi.’’Buyurun,kimi aradınız?’’

Kızı sorgulayan bakışlarla cevapladı bir fısıltı gibi ‘’kendimi’’dedi.

‘’Burada öyle biri yok’’dedi kız.’’Bir de babama sorayım.’’

Babasına seslendi.’’Baba, baba, bir bey geldi, kendini diye birini arıyor.’’

Çıplak kafalı şişman bir kafa uzandı pencereden, meraklı ve şüpheli gözlerle baktı,’’Cemil abi’’  dedi bağıran bir sesle.  Adam koşar adımlarla geldi yanına bahçe içine davet etti.Tokalaştılar.

      Salona geçtiler. Koltuğa oturdular,  çıplak kafalı şişman adam, kıza kahve yapmasını söyledi.

Harap bir ev, eski koltuk takımları, kumaş yerleri biraz eskimiş. Cilaları yer yer parlaklığını kaybetmiş ahşap döşemeler. Duvara dayalı küçük bir masa, masanın üstünde küçük bir televizyon. Duvarlarda kararmış çerçeveler içinde soluklaşmış siyah beyaz fotoğraflar, fotoğrafların içinde pos bıyıklı adamlar, beyaz elbiselerinin içinde zayıf kadınlar. Hepsi sabit bakışlı gülmeyen ciddi yüzler.

     ‘’Kızın mı?’’ dedim

      ‘’Evet’’dedi.’’Nişanladık nasipse düğünü temmuzda, tekstilde çalışıyor.’’

‘’Maşallah,  Allah işlerini rast getirsin ‘’

  ‘’Amin’’dedi

 Kız kahveleri getirdi ve odasına geri döndü.

Kahvelerini içerken pek konuşmadılar.

Sonra sundurmaya çıktılar, evin balkonuna bitişik olarak yapılmıştı uzun bir salon gibiydi. Yazın yemekleri burada yerlerdi. Havalar sıcak olunca hep burada otururlardı. Televizyonu da dışarı çıkartıp burada seyrederlerdi.

  ‘’ Cemil abi rahmetli öleli kaç yıl oldu’’ dedi.

‘’Bu yıl sekiz olacak’’ dedi

‘’Toprağı bol olsun’’

Sustular.

Babasıyla ilk rakısını burada içmişti. Gülümsedi.

‘’Babam’’dedi. Nakliyatçılık yapardı.

‘’Biliyorum’’dedi. Çıplak kafalı şişman adam ‘’Ne iyi adamdı, rahmetli’’

Babamın elleri nasır bağlamıştı, akşama kadar kömür çuvallarını indirip bindirmekten.  Ellerinin içinde,  çatlamış nasır yerleri vardı. Sabunlu suyla ne kadar yıkarsa yıkasın kömür karaları çıkmazdı, bazen babam ellerini sıcak suya batırırdı, dakikalarca suda bekletirdi ama o kömür karaları biraz azalır,  çıkmazdı bir türlü. Ellerine krem sürerdi. Babamın kamyonetiyle okula gitmek benim için bir keyifti. O zamanlarda babam bir kömür satıcısının deposunda nakliyatçılık yapardı. Evlere kömür taşırdı senin anlayacağın, iyide kazanırdı. Haftanın son günü içerdi,Rakı içerdi babam başka bir içki içtiğini görmedim hiç.  Annem kızardı, içme şu mereti derdi. Çocuğu da alıştırıyorsun derdi, bize.

      Gülerdik. Babam,gel sen de iç derdi anneme gülerdik. Kırkbeşlik bir pikabımız vardı.Bir sürü de plaklar.Babam en çok Neşet Ertaş’ı severdi. Onu,  dinlerken ağlardı babam, gözlerinden,  yağmur gibi yaşlar boşanırdı. Anlamazdım. Babam ağlayınca bende ağlardım, beraber ağlardık.

       Babam şakacı bir adamdı, çok gülerdi gülen biriydi, neden ağlardı bilmezdim. Sordum bir gün baba sen içince neden ağlıyorsun diye.

 Uzun hikaye, bunlar dedi. Belki bir gün anlatırım dedi.

      Sustum.

     Hiç unutmuyorum bir gün,  Nine’m bize geldi. Annemin annesi. Babam,  nedense bu kadına hep soğuk dururdu. Gerçi bende sevmezdim Nine’mi. Babam soğuk bir şekilde’’ hoş geldin anne’’dedi. Elini öptü.Nine’mde’’ hoş bulduk oğlum’’ dedi ama ikisi de buz gibi.Bende Nine’min elini öptüm,oda beni öptü.Çocukluğum geldi aklıma,köydeydik,   o zamanlar,bu şehre taşınmamıştık.Hatırlayamıyorum bir türlü,Ninem beni hiç sevmemişti,kucağına alıp saçlarımı hiç okşamamıştı elimden tutup bakkaldan bana bir şeker bile almamıştı evet gayet net olarak hatırlıyorum hiç böyle bir davranışı olmamıştı.

      Küçük bir yaramazlığım olsa,  bana öfkeli gözlerle,  bağırır.’’ Serserinin dölü’’ diye bağırırdı. Ağlayan gözlerle korkarak bakardım ona,hiç sevmezdim onu.Ninemdi ama hiç sevemedim, ısınamadım.Ninem annemle konuşuyordu ki babam;’’ ben bir dışarı çıkayım’’ dedi. ‘’Cemil sende gel oğlum’’ diye, beni de çağırdı. Kamyonete bindik,nasıl sevinmiştim ama Ninemin yanından ayrıldığıma.

‘’  Babam canım içmek istiyor’’ dedi. Şaşırdım, halbuki; babam hafta içi hiç içmezdi.’’ Benim için bir sıkıntı yok’’ dedim muzip gözlerle güldüm. Anlamıştım sebebini, İçkili bir lokantaya gittik.  Babamı tanıyan arkadaşları da vardı burada. Beni göstererek,’’benim oğlan’’ diye arkadaşlarına tanıttı.’’ Hoş geldiniz’’ dediler köşede bir masaya oturduk. Babam rakı ve mezeleri söyledi.

 İlk kadehlerisessizce,hiçkonuşmadan içtik.İkinci kadehte,  babam konuşmaya başladı.

         Merak ettiğim o uzun hikâye başlamıştı artık gülümsedim. Babam beş yaşından beri öksüz olarak büyümüş, üç yaşında babasını,beş yaşındayken de annesini kaybetmiş,annesini hayal meyal hatırlıyor.Benim adım konan Cemil amcamın yanında büyümüş,  çocukluğu fakirlik ve yoksulluk içinde geçmiş,babam çok açlık çekmiş, çok dövülmüş, çok horlanmış,çok dışlanmış amcamda sevgi göstermemiş,horlanarak büyümüş. Sürekli dayak yerken, kavga etmeyi öğrenmiş ve köyün en gözü kara delikanlılarından biri olmuş.Herkes babamdan korkar olmuş.İlkokuldan,  mezun olunca sınava girmiş şimendifer okulunu kazanmış ama amcam’’ param yok,seni okutamam’’ deyince horozlarıyla ünlü bu kente gelmiş babam on üç yaşındaymış, o zaman hamallık yapmış, bitli pireli hanlarda kalmış, para kazanmış kendini yetiştirmiş ve hep yalnız bir adam.

        Gözlerini bana dikti’’ güçlü olmak istiyorsan eğer hırçın olacaksın, kavgacı olacaksın yoksa bu şehir seni yutar’’ dedi. Boş gözlerle babama baktım.

‘’Annemle nasıl tanıştınız dedim’’, gülümseyerek.

         Kadehinden bir yudum aldı.’’ On dokuz yaşındaydım köye gelmiştim. Ninen olacak o karı bir gün beni çağırdı’’. Ninemle babam akrabaymış onu da anlattı.Havadan sudan konuştuktan sonrakızımı sana  vereyim der,babam şaşırmış senin kızın beni ister mi ?Annemle böylece tanışmışlar.

‘’  Baba,Ninem sana kızını yani annemi neden sana vermek istedi ki’’.‘’Topraklardan dolayı’’ dedi.

         Nasıl yani ?

Kaç dayın var senin dedi. Hesapladım altı dedim.Köyde yaşayan kaç dayınvar dedi.Hiç yok dedim.

Annemler sekiz kardeşti. Birde teyzem vardı.

        Ninem toprak ağasıymış,bin dönümden fazla toprağı varmış Dedem içgüveysiymiş.

Anladım o zaman dedemin neden ikinci planda kaldığını.

Dayılarım pısırık, korkak insanlarmış Ninemde bunu bildiğinden güçlü kuvvetli sözü dinlenen bir damat istemiş.Ama dayılarım, babamı istememiş karşı çıkmışlar. ‘’Gül gibi kızı elin serserisine veriyorsun ‘’diye babamı istememişler, ötelemişler babamı. Babamı küçük görmüşler, babam en çok da buna öfkelenirdi.

‘’Neyim var benim ne kötülüğümü gördüler. Hırsızlığım yok, kumarım yok.Öksüz olmak çok zor’’ dedi.Babam ağlamaya başladı.Bana döndü.’’ Üniversitede okuyacaksın okulu kazandın,  hangi dayın yanına geldi, hangisi seni tebrik etti. Hangisi sana bir çift ayakkabı aldı. Hangisi sana bir gömlek aldı,hangisi sana bir pantolon aldı’’.

‘’ Yok dediklerinin hiç birisini hiçbir dayım yapmadı. Bırak bunları küçükken yanağımdan öpen bir dayım bile olmadı.’

           Dayılarım okumuş insanlar kimi bürokrat,kimi avukat,kimi memurdu.

 

        ‘’ Sonra askere gittim. Askerliğimi acemi olarak Eskişehir de, usta olarak da Ankara da tamamladım.

 

Düğünümüz yapıldı Ninenin konağına yerleştik.Bağ bahçe işleri,tarla işleri derken, beni hiç istemediler. Hep soğuk davrandılar hep küçümsediler bana yanaşmayım gibi davrandılar.

            Bir gün tarladan geldim akşamüstü yemeğe oturduk herkes ordaydı dayılarının hepsi ordaydı belime bir ağrı girdi. Kıvranmaya başladım ağrı bıçak gibi acı veriyordu. Hiç kimse dönüp bakmadı neyin var diye soran olmadı. Bir annen bağırdı, hastaneye gitmem gerekti, paramız yoktu. Ninenden para istedik yok dedi,vermedi.Sabaha kadar kıvranıp durdum.

Sabah bir arkadaşa haber saldım.Onun yardımıyla hastaneye gittik iyileşip dönüce Üçüncü dünya savaşını çıkardım.Ağzıma gelen bütün küfürleri savurdum.Hiç kimseden çıt çıkmadı,işte o vakit evimi ayırdım marsık suratlıların yanından.

          Şeytan görsün suratlarını, şeytan görsün suratlarını. Babamın,gözlerinden yaşlar süzülüyordu bende öyle olmuştum.

             ‘’İstenmeyen damat oldum, istenmeyen damat’’. Babam bağırmaya başladı. Lokantadakiler bize baktı.Çıkalım dedim.

           Babamın siniri ve ağlamaları geçmedi. Bir krize girmiş gibiydi sanki, elektrik direğine saldırmaya başladı.Direği, karşısında bir insan varmış gibi yumrukluyor, tepikliyordu.Zor tuttum,zor ikna ettim.

           Bir saat falan hiç konuşmadan, sustuk, oturduk babamla.

‘’Oğlum hadi eve gidelim, geç oldu annen merak etmesin bizi’’ dedi.

Eve geldik, ev halkı yatmaya hazırlanıyordu.Yatağıma girdim ağlamaya başladım.

Uyumuşum.

Sabah annem, oğlum hadi geç kalacaksın diye dürtükleyince uyandım.

          Kahvaltıda Ninemde vardı.Nineme ne zaman gideceğini sordum.Boş gözlerle bana baktı.

Babam o gün eve çok geç geldi.

‘’  Çıplak kafalı şişman adama baktım ağlıyordu. Musa amca bunları hak edecek bir adam değildi nur içinde yatsın toprağı bol olsun’’ dedi.

         ‘’Amin’’dedim.

Biraz rahatlamıştım anlatınca.  Kendimi buldum biraz. Zaten ben kendimi geçmişe dönük,  bir şey anımsayıp da anlatınca buluyorum sebebi nedir bilmiyorum.

          Çıplak kafalı şişman adama dönüp,’’ Abi, biliyorsun senden kira almıyoruz. Bu eve güzel bak bize yeter. Benim bu evde çok hatıralarım var. Ben Nakliyatçı Musa amcanın oğluyum. Babam bu evi tırnağıyla çalışarak yaptı.’’

          ‘’ Allah sizlerden razı olsun Cemil abi’’ dedi.

          Kapıya yöneldim. Bahçe kapısına yönelince kızı da çıktı.

‘’Kızım bahtın açık olsun, Allah gönlüne göre versin’’dedim. Gülümsedi biraz…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SON DAKİKA HABERLERİ

Anket
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
yukarı çık