‘‘ Şimdi bu erken sabah saatinde / Acıtıyor kalbimi özlemle / O sabah vaktin görüntüleri / Babamın güzel, ağır başlı yüzü / Annemin azıcık hüzünlü / Ve hep azıcık telaşlı gölgesi ’’
Ataol Behramoğlu
Hafızamdan silinmeyen günlerimin hüznü siner içime çok zaman. Şiirler okurum ne zaman aklıma düşse bir hüzün. Okudukça hüzünlenip ağlarım, rahatlarım. Bahar geldi cemreler düştü toprak yeniden doğdu, her şey yenilendi ama o hüzün var ya o hüzün, içine gelip oturduysa o değişmiyor işte…
Hüzünlerim bitmez benim demiştim bir yazımı sonlandırırken. Sadece kendi kederlerime değil, sokakta bir kedi görsem mutsuz ona bile üzülürüm ben. Ağlayan bir insan görsem dayanılmaz olur hislerim. Dağların, ovaların, kuşların, ağaçların ve denizlerin bile iniltisini duyarım derinden derinden bazen. Onların bile hüzünleri vardır bilirim.
Şiirleri çok sevdim bu yüzden. Hüzünleri de, acıları da, çığlıkları da şiirlerde saklamış şairler. İnsanın şair olası geliyor içimi döküp döküp yazasım geliyor. Üstatların dilinden okumak bir başka güzel… Nefeslerini duyuyorum uzak uzak şehirlerden adeta. Sanki hiç ölmemişler buralardalar da oku diyorlar oku. Çok...