04 Şubat 2019, Pazartesi 9:20 | A+ | A-

Atatürk Denizli'ye neden geldi?

Bugün 4 Şubat 2019 Pazartesi. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Denizli’ye gelişinin 88.yıldönümü. 4 Şubat 1931 Çarşamba günü saat 13’te Denizli’ye gelen Atatürk, Denizli’ye neden geldi? Atatürk, Denizli’ye kaç kez geldi? Geldiği gün nereleri ziyaret etti ve geldiği gün neler yaşandı? Merak edilenlerin hepsi haberimizde…

Atatürk Denizli'ye neden geldi?

Mustafa Kemal (Atatürk) hayatı boyunca 52 il merkezine çeşitli ziyaretlerde bulunmuştur. Bu illerden birisi de Denizli olmuştur. Mustafa Kemal (Atatürk) Denizli’ye iki defa ziyarette bulunmuştur. İlk ziyareti 6 Mart 1930 tarihinde gerçekleşmiştir. Belki bu ilk ziyareti bir konaklama olarak algılanabilir.

Ancak, ikinci gezisi Cumhuriyet rejimi karşıtlarınca 23 Aralık 1930’da çıkarılan Menemen isyanından sonra, belli bir plân dahilinde ve “Büyük Ege Gezisi” kapsamında 4 Şubat 1931’de gerçekleştirilmiştir. Bu gezisi sırasında Mustafa Kemal (Atatürk) Denizli’de; Isparta’daki 5. Kolordu’ya bağlı 51. Piyade ve 33. Topçu alaylarını, Orta Okul ve Köy Öğretmen Okulu’nu, Çamlık’ı, Denizli Valiliği’ni, CHP Kaza (İlçe) Merkezi’ni, Denizli Devlet Hastanesi (Memleket Hastanesi)’ni, Denizli Belediyesi’ni ve Çarşısı’nı ziyaret etmiştir. Buradaki incelemelerini tamamlayan Mustafa Kemal (Atatürk), Denizli’den 5 Şubat 1931’de ayrılmıştır.

Bu geziden hem Denizli halkı, hem de Mustafa Kemal (Atatürk) Cumhuriyet rejimi açısından Denizli’de her hangi bir olumsuz durumun olmadığını yerinde tespit ettiği için çok memnun kalmıştır. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, bu ziyaretler öncesinde “karşılama törenleri yapılmamasını” duyurmasına rağmen, Denizlililer Mustafa Kemal (Atatürk)’e büyük sevgi gösterilerinde bulunmuşlar, törenler düzenlemişler, misafirlerini en iyi şekilde ağırlamışlardır.

Mustafa Kemal (Atatürk)’in kazanmış olduğu zaferleri ve yeni Türk Devleti’nin kurulmasından sonra yapmış olduğu inkılâpları, Anadolu’nun çeşitli yerlerine gerçekleştirmiş olduğu yurt gezileri içinde değerlendirmek gerekir. Mustafa Kemal (Atatürk) savaşlarda ordusunun başında, hep ön saflarda bulunmuştur. Çanakkale’de, Doğu Cephesi’nde, Kurtuluş Savaşı’ndaki bütün başarılarını zaman zaman her türlü riski de göze alarak, kendi zekâsı, çalışması ve fedakârlığı ile gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, bu süreç içinde kendisi gibi bir metot benimsememiş olan meslektaşlarını eleştirmiş, gerektiğinde bu kişileri Türk milletine şikâyet etmekten de geri kalmamıştır.

Mustafa Kemal (Atatürk) gerçekleştireceği inkılâpları masa başında kararlaştırıp, arkasından hemen uygulamaya koymamıştır. Ya inkılâpları gerçekleştirmeden önce, ya da gerçekleştirdikten sonra bu kararları Türk milleti ile paylaşmış, gerçekleştirilen inkılâpların bir anlamda denemesi yoluna gitmiştir. Yani; hem Türk milletinin iradesini temsil eden milletvekillerinin almış olduğu kararları asılları ile paylaşmış, hem de asılların kabul etmiş ve olumlu tepkilerde bulunmuş olduğu inkılâpları milletvekillerine onaylattırmıştır. Böylece, gerçekleştirilen inkılâpların Türk milleti tarafından sağlıklı bir şekilde benimsenmesinin sağlanmış olduğunu söylemek mümkündür. Örneğin Mustafa Kemal (Atatürk), Türkiye’de kılık-kıyafet kanunu ya da diğer bir ifadeyle şapka inkılâbını yapmak için bu inkılâptan önce o güne kadar kendisini hiç görmemiş olan Çankırı’ya, Kastamonu’ya, İnebolu’ya elinde şapkasıyla gitmiştir.

Yine aynı şekilde harf inkılâbını yapmış olduğu bir yurt gezisinde halkın içinde başlatmış, henüz bu inkılâpla ilgili kanun çıkmadan önce harf inkılâbının başöğretmeni sıfatıyla, şehir şehir dolaşarak elinde tebeşir, meydanlarda kurulan kara tahtalarda Türk milletine yeni harfleri göstermiştir. Mustafa Kemal (Atatürk), her inkılâptan önce çıktığı yurt gezilerinde gerçekleştireceği inkılâbın ilkelerini anlatmış, Türk milletinin görüşlerini almıştır. Uğradığı her köy, kasaba ve şehirde, milletini çevresinde tek bir yürek, tek bir ses olarak görmüş, kendisine karşı gösterilen sevgi ve bağlılığı şahsına mal etmemiş, Türk milletinin bir temsilcisi olarak, yaptıkları yine Türk milleti tarafından onaylanmıştır. Hemen her geziye çıkışında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, uğrayacağı illere “karşılama törenleri yapılmamasını” duyurmasına rağmen, öğretmeni-öğrencisi, memuru-esnafı, işçisi-işsizi köylüsü-şehirlisiyle tüm halk Onun geleceği yollara dökülmüş, hele Cumhuriyeti emanet etmiş olduğu gençler peşini asla bırakmamıştır. Mustafa Kemal (Atatürk)’i görmek her Türk için bir mutluluk olmuş, görenler görmeyenlere ve hatta sonraki nesillere anlatmışlardır.

MUSTAFA KEMAL (ATATÜRK)’İN DENİZLİ’Yİ BİRİNCİ ZİYARETİ

Mustafa Kemal (Atatürk)’in Denizli’yi ziyaretlerinin, Denizli ve Denizlililer için Cumhuriyet döneminde gerçekleşen en önemli tarihî olaylar olduğunu söylemek mümkündür. Bu nedenle bu ziyaretler, Denizlililer için nesilden nesile aktarılan ve unutulmayan birer tarihî olay olarak sürekli hatırlanmıştır. Mustafa Kemal (Atatürk) hayatı boyunca elli iki il merkezine çeşitli ziyaretlerde bulunmuş. Bunun için Denizlililer, Mustafa Kemal (Atatürk)’in büyük sevgisini kazanmışlardır. Mustafa Kemal (Atatürk) de bu destek nedeniyle, Millî Mücadele sürerken Denizli’yi ziyaret etmek, Denizlililerle görüşmek ve buralardaki Millî Mücadele cephelerini teftiş etmek istemiştir. Bu nedenle Mustafa Kemal (Atatürk), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden bir heyet ile birlikte Afyonkarahisar, Uşak ve Denizli’yi ziyaret ederek, buralardaki askerî birliklerin ve cephelerin durumunu kontrol etmeyi planlamıştır. Ancak, TBMM’ye ve Millî Mücadele’ye karşı iç isyanların ve hareketlerin başlaması üzerine, Mustafa Kemal (Atatürk), I. Konya Hadisesi’nden yaklaşık üç ay sonra, Konyalıları Millî Mücadele ve yeni kurulan Hükûmet hakkında aydınlatmak amacıyla Konya’yı 3 Ağustos 1920’de ziyaret etmiş, bu plânından vazgeçmek zorunda kalmıştır.

MUSTAFA KEMAL (ATATÜRK)’İN DENİZLİ’Yİ İKİNCİ ZİYARETİ

Mustafa Kemal (Atatürk)’in ikinci Denizli gezisi de, doğrudan doğruya Ankara’dan Denizli’ye gerçekleşen bir gezi şeklinde olmamıştır. Mustafa Kemal (Atatürk), Ankara’dan İzmir’e 27 Ocak 1931’te gelmiştir. Yine aynı şekilde burada bulunduğu sırada Aydın-Nazilli üzerinden Balıkesir’e kadar uzanan bir yurt gezisi planlamıştır. Bir anlamda Mustafa Kemal (Atatürk) böyle bir geziyi düzenlemek zorunda kalmıştır. Çünkü, Ali Fethi (Okyar) tarafından Serbest Cumhuriyet Fırkası (Partisi)’nın kurulmasından sonra, bu parti Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen bazı inkılâplara özellikle de, halifeliğin kaldırılmasına ve lâik bir yapının benimsenmesine karşı çıkmış olanların cazibe merkezi hâline gelmiştir. Bu gerçeğin görülmesi üzerine Serbest Cumhuriyet Fırkası (Partisi), bizzat kurucusu Ali Fethi (Okyar) tarafından 17 Aralık 1930 tarihinde kapatılmıştır. Bu partinin kapatılmasının ne kadar yerinde bir davranış olduğu kısa bir süre sonra ortaya çıkmıştır. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ne ve yönetim anlayışına muhalif olanlar, Cumhuriyet rejimini ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlerine hız vermişler, bu nedenle 23 Aralık 1930’da Menemen’de bir isyan başlatmışlardır. Bu isyan, Nakşibendî tarikatına mensup olan Derviş Mehmet adındaki esrarkeş bir adamın önderliğinde ve “şeriat isteriz” sloganları ile Menemenlilerin ayaklanmasıyla başlamıştır. Bunun üzerine, isyanının bastırılması amacıyla Asteğmen Kubilay emrindeki küçük bir birlikle isyancıların üzerine gönderilmiştir. Ancak, Kubilay önce isyancılar tarafından yaralanmış, sonra da isyanın elebaşı tarafından başı kesilmek suretiyle öldürülmüştür. Bu nedenle Menemen’de gerçekleşen bu isyan, Mustafa Kemal (Atatürk)’i ve Türk milletini bir hayli üzmüş, isyanın bastırılması ve isyancıların en ağır bir şekilde cezalandırılması için gerekli tedbirler alınmıştır. Bu üzücü olaydan sonra düşünülen bu gezi, Mustafa Kemal (Atatürk)’in “Büyük Ege Gezisi” olarak da bilinmektedir. Onun yapacağı bu gezi ile; Batı Anadolu’da yaşayan insanlarla yüz yüze görüşmesinin, bölge halkının nabzını tutmasının, gidilecek yerlerin ihtiyaçlarını yerinde tespit etmesinin, yapılmakta olan yatırımların son durumunu görmesinin, halkın sosyal, kültürel ve ekonomik durumları hakkında sağlıklı bilgiler almasının hedeflenmiş olduğunu söylemek mümkündür. Bu amaçlar doğrultusunda planlanan gezi programına Denizli de alınmıştır. Bunun üzerine gezi için gerekli hazırlıklara başlanılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri M. Tevfik tarafından Cumhurbaşkanının 3 Şubat 1931’de Aydın ve Denizli’yi kapsayan bir geziye çıkacağı 1 Şubat 1931’de Başbakan İsmet İnönü’ye ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya bildirilmiş, gezi güzergâhında gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması gereği üzerinde durulmuştur. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri’nin bu isteğine ilişkin telgrafına İçişleri Bakanı Şükrü Kaya aynı gün içinde cevap vermiş, Aydın, Denizli Valilikleri ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri M. Tevfik’e göndermiş olduğu telgrafta; “…

Mustafa Kemal (Atatürk)’i taşıyan özel tren 4 Şubat 1931 günü saat 13.00’te Denizli’ye girmiştir. Daha önceki yazışmalarda manevî kızının Denizli’ye gelemeyeceği bildirilmesine rağmen, yanında manevi kızı (Prof. Dr. A.) Afet İnan, Genel Sekreteri Tevfik, Başyaver Resul, Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza, Komutan Ismail Hakkı Beyler, Sinop Millet Vekili Recep Zühtü, Tahran eski elçisi Memduh Şevket, Istanbul Şirket Müdürü Hamdi, CHP Kâtibi Ziya Bey, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Dr. Hüsamettin, Kaymakam Dr. Fuat Kâmil, Genel Müdür Sadullah Bey, çeşitli Bakanlıktan altı müfettiş, Anadolu Ajansı’ndan Kemalettin Bey, Foto Cemal, Sinemacı Kenan Bey, General Fahrettin (Altay), Recep (Peker) Bey, Vasıf (Çınar) Bey ve yaverleri yer almıştır. Mustafa Kemal (Atatürk)’i istasyonda Denizli Valisi Halit (Aksoy), Denizli Belediye Başkanı ve Denizli ileri gelenleri, öğretmen ve öğrenciler ile,26 iki gün öncesinden büyük kurtarıcının Denizli’ye teşriflerini öğrenen ve erken saatlerde istasyonun bulunduğu çevreyi dolduran, kalabalık bir halk topluluğu karşılamıştır. Binlerce Denizlilinin gösterdiği coşkun tezahürat ve sevgi gösterisi arasında özel treninden inen Mustafa Kemal (Atatürk), “Yaşa ulu Gazi, var ol, halâskâr…avazları içinde” halkı selamlamıştır. Mustafa Kemal (Atatürk)’in Denizli istasyonuna geldiği andaki sevinci, coşkuyu, halkın sevgisini ve izdihamı Rıza Akın anılarında şöyle dile getirmiştir;

DENİZLİ’YE GELİŞİ

“4 Şubat 1931 Çarşamba günü ATA’yı karşılamak üzere yüzlerce kişi istasyon caddesini doldurmuş, sel gibi akıyordu. Bende o günün imkanları ile sağladığı bir stüdyo fotoğraf makinesi ile istasyona indim. Öyle müthiş bir kalabalık vardı ki, bu durumda ATA’nın fotoğrafını çekebilmenin imkanı yoktu. ATA’yı getiren özel tren tahminen 13.00’e doğru istasyona girdi. Trenden önce muhafız erleri ve koruyucu polisler indiler. Vagonlara değecek kadar yaklaşan kalabalığı zorla geriye çektiler. Atatürk, beraberindekilerle trenden indiler. Bu sırada kalabalık içinden bir çocuk sesi “Eziliyorum, kurtarın beni ölüyorum” diye bağırıyordu. Kalabalık o kadar çok ve kesif idi ki, ezilenler bile olmuştu. Ben hemen çocuğun olduğu yere koştum, kalabalık arasından çekip kurtardım. Atatürk, istasyonda önce yaya olarak yürüdüler. Bu sırada elimdeki fotoğraf makinesi ile bir fotoğrafını çekmeye muvaffak oldum.” İlk olarak bir öğrenci “hoşgeldiniz gazi babamız!” diye başlayan bir konuşma yapmıştır. Askerî birliği ve öğrencileri selamlayan Mustafa Kemal (Atatürk), istasyonda kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra, doğruca o gece kalacağı fırka (CHP) binasına gelmiştir. Belli bir süre dinlenip bir yorgunluk kahvesi içmiş ve buradan otomobille ziyaret edeceği yerlere hareket etmiştir.30Mustafa Kemal (Atatürk), Denizli’deki ziyaretlerine askerî birliklerden başlamıştır. Bu nedenle, ilk olarak Çamlık yolu üzerinde bulunan ve o zaman için Isparta’daki 5. Kolordu’ya bağlı 51. Piyade ve 33. Topçu alaylarını ziyaret etmiştir. Askerî birliklerin ziyaret edilmesi sırasında, Isparta’dan gelen Tümgeneral Mustafa İzzet de burada hazır bulunmuş, alayların subaylarından oluşan tören kıtası Mustafa Kemal (Atatürk)’i karşılamıştır. Mustafa Kemal (Atatürk) burada belli bir süre kalıp, askerî birlikleri ziyaret ettikten sonra, Orta Okul ve Köy Öğretmen Okulu’nu ziyaret etmiştir.

Mustafa Kemal (Atatürk), okulların sınıflarını birer birer gezerek, eğitim-öğretim faaliyetlerini takip etmiş, öğrencilere sorular sormuş, onların gönüllerini almış, yöneticilerle öğretmenlerden eğitim-öğretim konusunda ve sorunları hakkında bilgiler almıştır.33Okullardaki bu incelemelerinin ardından Mustafa Kemal (Atatürk), Denizli’nin en gözde dinlenme yeri durumunda olan Çamlık’a gitmiş, burada öğle yemeğini yemiştir. Mustafa Kemal (Atatürk) burasını çok beğenmiştir. Kısa bir gezinti yaptıktan sonra, Denizli’de bir takım yerleri ziyaret etmek amacıyla buradan ayrılmıştır. Mustafa Kemal (Atatürk) ilk olarak Denizli Valiliği’ni saat 16.00’ya doğru ziyaret etmiştir. Vilayet konağındaki incelemeleri sırasında Denizli’nin iç ve çevre güvenliği ile ihtiyaçları hakkında çeşitli bilgiler almıştır. Daha sonra CHP Kaza (İlçe) Merkezi’ni ziyaret etmiştir. Buradan doğruca Denizli Devlet Hastanesi (Memleket Hastanesi)’ne gitmiş ve hastanenin her tarafını iyi bir şekilde incelemiştir. Bu ziyaret sırasında, Başhekim Dr. Hamdi (Berkman) Mustafa Kemal (Atatürk)’e hastanenin ihtiyaçları konusunda geniş bilgi vermiş, koğuşları gezdirmiştir. Mustafa Kemal (Atatürk), hastaneyi gezerken hastalarla konuşmuş, hastane Başhekimi Dr. Hamdi (Berkman) Bey’e, hastanenin düzen ve temizliğinden dolayı teşekkür ve tebriklerini bildirmiştir. Buradaki incelemelerini tamamladıktan sonra Mustafa Kemal (Atatürk), akşama doğru Denizli Belediyesi’ne gelmiş ve belediye binası önünde toplanan yüzlerce Denizliliyi tekrar selamlamıştır. Belediyede halk ve esnaf temsilcileri ile görüşerek, halkın ve şehrin ihtiyaçlarını öğrenmiş, şehrin imkânları üzerine gerekli tavsiyeleri yapmıştır. Belediyeden ayrılırken de belediye başkanına; “Gerek geçen defaki gelişimde, gerekse bugün Denizli halkının, hakkımda gösterdiği hissiyattan mütehassıs oldum. Teşekkür ve muhabbetlerimin muhterem halka iblağını rica ederim. Sizinle fazla konuşmağa hacet görmedim. Zira, hakikati anlamış ve fırkamıza tamamen merbut bir muhit içinde bulunduğumu hissediyorum. Allah’a ısmarladık arkadaşlar” diyerek, bir anlamda özellikle Menemen olayı sonrasında bölgede yaşanan huzursuzlukların, Denizli için söz konusu olmamasından, Denizlililerin Cumhuriyetin temel ilkelerine bağlılıklarından dolayı memnun olduğunu ifade etmiştir. Belediyeyi ziyaretinin ardından Mustafa Kemal (Atatürk), Denizli Çarşısı’nda kısa bir gezinti yapmış, burada bazı esnafla görüşmüş, konuşmuş, sohbetler etmiş, onların sorunlarını dinlemiştir. Buradan hareketle geceyi geçirmesi için kendisine önceden ayrılan Cumhuriyet Halk Partisi binasına geçmiş, odasında dinlenmeye çekilmiştir. Ancak, Denizli’nin çeşitli yerlerinden gelen Denizli gençliği, Mustafa Kemal (Atatürk)’i burada da rahat bırakmamış, o gece büyük bir fener alayı düzenlemişler ve sevinç gösterilerinde bulunmuşlardır. Mustafa Kemal (Atatürk)’in Denizli gezisi “Büyük Ege Gezisi” kapsamında olduğu için, ertesi günü yani 5 Şubat 1931 Perşembe günü sabahı Balıkesir’e gitmek üzere İzmir’e dönmesi gerekmiştir. Bu nedenle, Mustafa Kemal (Atatürk)’in özel treni saat 9.30’da Denizli’den hareket etmiştir. Denizli Tren Istasyonu’ndan Mustafa Kemal (Atatürk)’in özel treni İzmir’e doğru hareket ettiğinde, duygusal anlar yaşanmış, Mustafa Kemal (Atatürk) uzun süre toplanan halka trenin penceresinden el sallamış, geride gözü yaşlı binlerce insan kalmıştır.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Yorum Yazın
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SON DAKİKA HABERLERİ

Anket
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
yukarı çık