02 Kasım 2018, Cuma 10:35 | A+ | A-

Denizlili İranlılar Yine Avrupa Gündeminde

Denizlili İranlılar Yine Avrupa Gündeminde

Denizlili İranlılar Yine Avrupa Gündeminde

İran’da rejim baskısından kaçarak üçüncü bir ülkeye geçişte Denizli’de bulunan İranlılar, yine Avrupa’nın gündeminde.

Türkiye’de yer alan 32 bin İranlı’nın yaklaşık 10 binin yaşadığı Denizli’de İranlı mültecilerin yaşamı araştırma konusu oldu. Pamukkale Üniversitesi öğretim üyeleri Dr. Aslıcan Kalfa Topateş, Dr. Hakan Topateş ve araştırma görevlisi Nursel Durmaz’ın “Özgürlük Arayışında ‘Mecbur İnsan’ Olmak” başlıklı araştırması Denizli’de iş gücü piyasasındaki İranlı mültecilere odaklandı. 2008’de BM’nin LGBTİ bireyleri de mülteci statüsü kapsamına almasıyla 1979 İslam Devrimi’nden sonra iki büyük göç veren İran’dan üçüncü göç dalgası başladı. Türkiye, İranlı göçmenler için transit ülke işlevi görüyor; İranlılar tarafından en fazla sığınma başvurusu da yapılan ülke. Türkiye’de İranlı sığınmacı sayısı 2009-2011 arasında yüzde 72 oranında arttı. BM 2017 verilerine göre Türkiye’de 32 bin İranlı sığınmacı ve mülteci yaşıyor. Özellikle İranlı LGBTİ mültecilerin yoğunlaştığı Denizli, bugün 8 ila 10 bin İranlı göçmenden oluşan bir İranlı alt kültürü barındırıyor. Araştırmaya konu olan İranlı LGBTİ bireyler, üçüncü ülkeye yerleştirilmeden önceki bekleme sürecinde Denizli’deki iş gücü piyasasında ucuz emek rezervi ve yedek iş gücü ordusunun bir parçası oluyorlar.

Denizli’de iş gücü piyasasında zaten yerli işçiler için var olan eğretilik, kayıtdışılık içeren ve çeşitli risklerle bütünleşen emek sömürüsü, İ̇ranlı göçmenler için çok daha şiddetli hale gelerek onları tabakalı iş gücü piyasası içinde adeta “tabaka altı” bir konuma yerleştiriyor. Araştırmaya katılan İranlı göçmenlerin neredeyse tümü üniversite mezunu, İran’da beyaz yakalı işlerde çalışmış insanlar. Denizli’de ise düşük ücretli, uzun çalışma saatleri olan, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden yoksun işlerde çalışıyorlar. Kentte İranlı işçiler yaygın biçimde tekstil sektöründe istihdam ediliyor. Katılımcılar bu sektörde ağır çalışma koşullarına, kötü muameleye dayanamayarak işi bıraktıklarını ya da cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğrayarak işten çıkarıldıklarını anlatıyorlar. İş bulamadığı için seks işçiliği yapmak zorunda kalanlar da var.

18 SAAT AYAKTA ÇALIŞTIRILIYORLAR

İşçi sağlığı ve iş güvenliği açısından en olumsuz koşullar yine tekstil sektöründe. İranlı göçmen Mohsen, çalıştığı tekstil atölyesinde işçilerin oturarak çalışmasına izin verilmediğini belirtip “Eğer tekstilde çalışmaya devam etseydim kazandığım tüm parayı doktora verecektim” derken, Emad bazen 18 saat ayakta çalıştığını aktarıyor. Araştırmaya katılanların çoğu özellikle havlu tekstilindeki tozlu ortamdan, işçilere koruyucu malzeme sağlanmamasından ve nefes darlığı problemlerinden, hatta ‘tükürüklerinden toz çıktığından’ bahsediyor.

PLASTİK SEKTÖRÜNDE CİNSEL TACİZ, FİZİKSEL ŞİDDET

Tekstil sektöründe LGBTİ işçilerin cinsel yöneliminin/cinsiyet kimliğinin diğer işçiler tarafından ifşa edilmesine kadar varabilen ayrımcı tutum ve davranışlar gözlenebiliyor. Yıldırma davranışına hizmet, inşaat ve tekstil sektörlerinde rastlanıyor. Araştırmanın katılımcılarından Farjad şöyle anlatıyor: “Restoranda çalışırken durumumu anladılar ve tüm zor işleri bana verdiler; sırtımda siyatik oldu. Bana mola verdirmediler, hep daha fazlasını yapmaya zorladılar. Bana zorla her gün restoranın çatısını temizlettiler. Ama 20 kere!” Farjad, inşaat sektöründe çalışırken de gay olduğu öğrenildiğinde işveren tarafından kendisine günlük ücretin yarısının ödendiğini belirtiyor. İranlı işçilere yönelik cinsel ve sözel taciz de gırla. Taher, tekstilde işverenin tutumunu “Ne zaman küfür etmek istese cinsel yönelimimizle ilgili küfrediyordu” diye anlatırken, trans bir erkek olan Sattar, plastik sektöründe çalışırken işçilerin cinsel tacizine ve fiziksel şiddetine maruz kaldığını söylüyor: “Elle taciz, tokat falan da vardı.” Araştırmada da belirtildiği gibi, İranlı LGBTİ işçiler Denizli’de ‘araf’ koşullarında hayatlarını sürdürmeye çalışırken, cinsel kimliklerini korumaya dair zorluklarla mücadele ediyor, bir yandan da iş yerindeki kültürel, biyo-politik ve ekonomik bir baskı sisteminin içinde yer alıyorlar. Kaynak: tr.euronews.com

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 1 Üzgün 0 Kızgın 0
Yorum Yazın
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SON DAKİKA HABERLERİ

yukarı çık