Haberler Mail veya WhatsApp olarak gelsin!
Pamukkale’de Kuşpınar Pazarı için büyük dönüşüm
Pamukkale’de Kuşpınar Pazarı i...
14:08Yerel Tohum Merkezi’nden kadınlara anlamlı hediye
Yerel Tohum Merkezi’nden kadın...
14:00Akaryakıta Çifte Zam; Fiyatlar Yine Artıyor
Akaryakıta Çifte Zam; Fiyatlar...
13:52Honaz’da Kadınlara Dünya Kadınlar Günü Sürprizi
Honaz’da Kadınlara Dünya Kadın...
Denizli'de düzenlenen bir seminerde konuşan ünlü yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür, kentin aktif fay hattı üzerine kurulu olduğunu hatırlatarak, depreme dayanıklı kentlerin kurulmasının önemine vurgu yaptı. Depreme dirençli altyapıların gerekliliğini vurgulayan Görür, aynı zamanda Denizli'nin de rant hastalığına kapıldığını ifade ederek, çok katlı yapılaşmaya izin verilmemesi çağrısında bulundu.
denizli24haber
EDİTÖR
Giriş: 05.03.2024 - 06:16
Güncelleme: 05.03.2024 - 06:16
Denizli Sanayi Odası'nın öncülüğünde düzenlenen seminer, Merkezefendi Kültür Merkezi Servergazi Salonu'nda gerçekleşti. Programa Denizli Belediye Başkan Adayları, siyasi partiler, sendikalar, odalar ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Depreme Dirençli Denizli seminerinde, Denizli'nin deprem riskiyle ilgili önemli bilgileri paylaştı. Olası bir depremin etkilerini azaltmak için atılması gereken adımları anlatan Görür, aynı zamanda yerel seçim sürecine dikkat çekerek vatandaşlara çeşitli tavsiyelerde bulundu.
DENİZLİ SANAYİSİNİN YAPILARIYLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR YAPTIK
Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, yaptığı konuşmada, geçen yıl 6 Şubat'ta meydana gelen ve 11 kenti etkileyen deprem felaketinin, depremin potansiyel sonuçlarını vurgulayarak, bu olayın cana, mala ve ulusal güvenliğe nasıl zarar verebileceğini bir kez daha hatırlattığını belirtti. Kasapoğlu, kentlerin yapı stoğunun belediyelerle birlikte değerlendirildiğini ve depremle ilgili önlemlerin ele alındığını ifade etti.
"Deprem bir milli güvenlik sorunudur" diyen Kasapoğlu, Türkiye'nin deprem sorununun devletler, hükümetler ve belediyelerden önce tüm toplumun sorunu olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, Denizli Sanayi Odası olarak geçen bir yıl içinde Denizli sanayisinin yapılarıyla ilgili çalışmalar yaptıklarını söyledi. Kasapoğlu, deprem hazırlıklarıyla ilgili süreçlerin toplumun tüm kesimleri tarafından bilinçli bir şekilde yürütülmesi gerektiğini, toplumun bu konuda farkındalık oluşturması ve hazırlık süreçlerine katkı sağlaması gerektiğini vurguladı.

DEPREM DURUMUNU ANLATMAK KİŞİSEL BİR GÖREV
Seminerin konuşmacısı Prof. Dr. Naci Görür, ‘Denizli'nin Depremselliği ve Depreme Dirençli Denizli’ başlıklı etkinlikte yaptığı konuşmada, Denizli'nin deprem durumunu anlatmak üzere geldiğini belirterek, bunu kişisel bir görev olarak gördüğünü ifade etti.
Görür, depremden duyulan korkunun önemli olduğunu ancak korkmakla sorunların çözülmeyeceğini, bu korkudan kurtulmak için daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini vurguladı. İnsanları yönetmeye talip olanlara hitap eden Görür, bu adaylara, içinde bulundukları kentin deprem direnci konusunda kararlılıklarının olup olmadığını, niyetlerinin ne olduğunu, bu konuda nasıl bir hazırlık yaptıklarını sorgulamaları gerektiğini söyledi. Ayrıca, hazırlık yapmayan adayları sandığa gömmeleri gerektiğini ifade etti.

TÜRKİYE'DE 24 KENT FAYLARIN ÜZERİNDE YAŞIYOR
"Fayların kucağında yaşıyoruz" diyen Görür, Denizli'nin gerçekten fay hatları üzerinde bulunduğunu ifade ederek, "Türkiye'de 24 kent fayların üzerinde yaşıyor, bunlardan biri Denizli. Fay üzerinde yaşadığımıza göre, bazı şeyleri çok ince ayrıntısıyla iyi öğrenmemiz lazım ve kendimizi ona göre depreme hazırlamamız lazım" dedi.
Anadolu coğrafyasının depremsellik mekanizmasını anlatan Görür, Arap levhasının Avrasya levhasına doğru belirli bir hızla hareket ettiğini ve bu iki levhanın birbirine doğru hareket ettiğinde sıkışan Anadolu levhasının batıya doğru kaçtığını ve pırtladığını belirtti. Anadolu levhasının yılda 2-2,5 santimetre hızla batıya doğru gittiğini ifade eden Görür, bu hareketin Türkiye'de meydana gelen depremlerin motor gücü olduğunu söyledi. Ayrıca, Anadolu'nun batıya hareket ettiği sırada Yunanistan kütlesinin bu hareketi engellediğini ve Anadolu levhasının güneye doğru dönerek Akdeniz'e doğru çıktığını belirtti. Görür, bu mekanizmanın sonucunda Batı Anadolu'da grabenlerin oluştuğunu ifade etti.

ÇÖZÜM, DEPREME DİRENÇLİ DENİZLİ
"Çözüm, depreme dirençli Denizli" diyen Görür, Denizli'nin Gediz grabeni ile Büyük Menderes grabeni kesim noktasında olduğunu belirterek, "Yani Türkiye'nin en fazla fayının olduğu bölgelerden biri. Burası tamamen büyük ölçüde grabenlerden meydana gelmiş tektonik bir bölge. Faysız yer bulmak çok zor. Sayamıyorum kaç tane olduğunu. Kimisi 8-10-15 km uzunluğunda, kimi daha az. Kimi derin, kimi az derin. Dolayısıyla canlı fayların üzerinde yaşıyoruz. Zaman vermiyorum günün birinde bu fayların biri-ikisi, peş peşe, ayrı zamanlarda harekete geçerlerse bizi tarumar eder, eğer bu kafayla gidersek" dedi.
Görür, çözümün deprem dirençli bir Denizli inşa etmek olduğunu vurgulayarak, "Bunu yapmaya da, buradaki siyasileri kastetmiyorum, genel olarak söylüyorum siyasilerin niyeti yok. Yani siyasiler deprem dirençli kentler yapacağız diye bütün işlerini güçlerini bırakmış, bir an önce yapalım diye koşturur durumda değiller. Bu işe siz sahip çıkacaksınız. Domatesin biberin fiyatına duyarlı olduğun kadar can güvenliğine de çoluk çocuğunun can güvenliğine de duyarlı olmak zorundasın. Nasıl yapacaksın bu işi? Seni yönetmeye talip olanlardan deprem dirençli Denizli'nin oluşturulmasını yapılmasını isteyeceksin" diye belirtti.
RANT HASTALIĞI DENİZLİ'YE DE SIÇRAMIŞ
Profesör Görür, Denizli'nin şanslı olduğunu ve Güneydoğu'ya gitmeye gerek olmadığını belirtti. Yakınında tarihi ve antik kentlerin bulunduğunu, bu kentlerin depremin alfabesi olduğunu ve incelenmesi gerektiğini ifade etti. "Sizin Güneydoğu'ya gitmenize de gerek yok, bu turistik yerlere bakın" dedi.
Rant hastalığının Denizli'ye de sıçradığını dile getiren Profesör Görür, kentin büyük bir kısmının hala bozulmamış olduğunu vurguladı. Ancak, rant için uygun olmayan çok katlı binaların yapılmaya başlandığını belirtti. Bu durumun önlenmesi gerektiğini ve bu tür uygulamalardan uzak durulması gerektiğini savundu.
Deprem dirençli kentler kurmak için mikro bölgeleme çalışmaları yapılması gerektiğine dikkat çeken Profesör Görür, bölgenin topografyasının incelenmesi ve fay analizlerinin yapılması gerektiğini söyledi. Ayrıca, kent bileşenleri ile risk analizinin yapılması ve halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

SORULARI YANITLADI
Profesör Görür, konuşmasının ardından soruları cevapladı. Şehir merkezinin coğrafi konumu ve çok katlı yapıların artışıyla ilgili bir soruya cevaben, Denizli'nin fazla yapı stoğuna mahkum olmaması gerektiğini vurguladı. "Akıl onu gerektiriyor. Hele başka çözümler varsa, neden Denizli'nin nüfusu 300 bin iken 2 milyon, 3 milyon olmak zorunda olsun?" diye sordu. Deprem kentlerinde nüfusun artırılmaması ve yapı stoğunun artırılmaması gerektiğini belirtti.
Profesör Görür, Denizli'nin zemin yapısı ve altındaki fayları dikkate aldığımızda yüksek binaların her zaman tehlikeli olduğunu ifade etti. Yüksek binaların yapılmasının mecburiyeti olmadığını söyledi. Zeminin alüvyonlu olduğunu ve suyun fazla olduğunu vurguladı. En tehlikeli yerlere bina yapılacaksa, bunun bir maliyeti olduğunu belirtti. Gökdelen yapmanın maliyetinin yüksek olduğunu ve normal binalara göre daha pahalı olduğunu açıkladı. Ucuz ve yüksek binaların yapılmak istenmesi durumunda, bu binaların depreme dayanıklı olmayacağını ve depremin yıkabileceğini belirtti.