Meltem Alacacı

Meltem Alacacı

Mail: [email protected]

BİR GERİLİM FİLMİ

BİR GERİLİM FİLMİ

Geçenlerde bir film izledim. Korku - gerilim türü, distopya ürünü bir film. Film bilinmeyen bir coğrafyada, bilinmeyen bir ülkede geçiyor.

Büyük bir savaşı kazanan ve üstüne modern bir ülke inşa eden,halkın çok sevdiği ülkenin kurucu lideri vefat edince, yabancılar savaşarak alamadıkları topraklara siyasal ve toplumsal yollarla girmeye başlıyorlar.Doktrinler hazırlayıp, belirli şartlar ileri sürüp ‘’Bunları yaparsanız biz de size bunları veririz’’ diyerek yardım adı altında bu genç ülkeye sızıyorlar.

Ülkenin eğitimine, sanayisine, tarımına, ekonomisine her şeyine karışıyorlar. Kurucu liderin ve ekibinin kurduğu enstitüleri, teşekkülleri, okulları, fabrikaları kapatıyorlar. Kuruluşun ilk yıllarında uçak fabrikaları bile açılıyor ama yabancı parmağı ile kapatılıyor.

Ülkenin, tüm bunlara rağmen büyütmeye çalıştığı bir ekonomisi ve ara ara dıştan kurgulanan darbelerle bölünen bir demokrasisi var. Bu kırılmalarla sekteye uğrayan demokrasisi her şartta ağır aksakta olsa işliyor.

Bu ülke hiçbir döneminde herkesin müthiş zenginlikler içinde yaşadığı, ekonominin ve sosyal yaşamın aşırı iyi olduğu bir dönem geçirmiyor. Ama toplumun büyük bölümünün makul ölçülerde denk paralar kazandığı, herkesin ortak paydalarda buluşmaya çalıştığı, birbirine azami derecede saygı göstermeye gayret ettiği, muhtaç olanın gözetildiği, eğitimde fırsat eşitliğinin azami derecede sağlandığı, insanların o günleri hatırladıkça mutlu oldukları, mütevazı, kimsenin diğerinin hakkına el uzatmadığı dönemler yaşıyor.

Günün birinde tek bir yüzüğü olan ve yüzüğünden başka kıymetli bir eşyası olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını söyleyen biri Devleti yönetmeye talip oluyor. Ve film işte şimdi başlıyor.

İlk zamanlar ülke bu kişinin yönetiminden memnuniyet duyuyor. Ama zaman geçtikçe işler değişiyor.

Parlamenter demokrasiyi bırakıp tek adam rejimine geçiyorlar.

İktidarı elinde tutanlar Devlet yetkilerini kullanarak haksız kazanç elde etmeye, kanun dışı işler yapmaya, rüşvet almaya, kul hakkı yemeğe, Devleti ve kamuyu zarara uğratmaya başlıyorlar.

Devletin yani halkın hazinesini kendilerininmiş gibi kullanıyorlar.

Yandaşlarına büyük kamu ihaleleri veriyorlar, vergi borçlarını siliyorlar.

‘’Büyük’’ şirketlerin çıkarları halkın çıkarının önüne geçiyor.

Devletin bankasında, halka ait olan muazzam büyüklükte dövizler kime satıldığı belli olmayan bir şekilde eriyor.

Kara günler, zor günler için biriktirilen paraların nerede olduğu bilinmiyor.

Yanlış tarım politikaları sonucu ithal edilen ürünlerle ülkenin çiftçisi değil, ithalat ülkesinin çiftçisi kazanıyor.

İşsizlik, enflasyon, ülke parasının değer kaybı büyük bir hızla yükseliyor.

Halk büyük bir yoksulluk içinde açlık sınırının altında yaşıyor.

İşsizlik her geçen gün artıyor. İnsanlar bir maaş alamazken iktidara yakın olanlar 4-5 maaş birden alıyor.

İşi olmadığı için evine ekmek götüremeyen anne-babalar çocuklarını komşuya, çocuk esirgeme kurumuna bırakıp intihar ediyorlar.

Ağaçlar yakılıyor, kesiliyor yerlerine villalar, saraylar yapılıyor.

Ağacını, toprağını, havasını, suyunu, gıdasını korumaya çalışan insanların bu koruma çabası engelleniyor.

Doğa ağır şekilde tahrip ediliyor: Plansız HES’ler, dere yataklarının insanlarca işgal edilmesi, kesilen ağaçlar, nesli tükenen kuşlar, avlanan yabani hayvanlar, sayıları azalan arılar vs.

Binlerce yıllık göller kurutuluyor,ekolojik sistem hızla çöküyor.

Atlar kayboluyor. Kediler, köpekler zehirleniyor.

Dünyayı saran bir salgın bu ülkeyi de etkisi altına alıyor. Salgın nedeniyle hasta olanların sayısı binlere ulaşıyor. Ölümler meydana geliyor.

Salgın ortamında iktidar partisi dolu salonlarda kongre yapıyor. Hükümete mensup kişiler istedikleri kalabalık ortamlara izin veriyor. Ama esnafın işyerini açması yasaklanıyor.

İktidar mensuplarına ve yandaşlarına ayrı, halka ayrı muamele ediliyor. Hukuk herkes için eşit işlemiyor.

En özgür olması gereken hukuk vesayet altına giriyor.

Ülke savunmasından sorumlu silahlı kuvvetler kumpas davalarla hapse atılıyor.

Nitelikli askeri okullar kapatılıyor.

Devletin kozmik odasına giriliyor, ülke güvenliği ile ilgili çok gizli bilgiler açığa çıkıyor.

Gazeteciler, milletvekilleri, aydınlar, sanatçılar, aktivistler, vatandaşlar düşüncelerinden ötürü hapse atılıyor.

Hükümetin hoşuna gitmeyen söz söyleyenler terörist yaftasına maruz kalıyor.

Büyük bir beyin göçü yaşanıyor. Gençler hür ve mutlu yaşamak için başka ülkelere gidiyorlar.

‘’Rektörümüzü kendimiz seçmek istiyoruz’’ diyen üniversite gençleri tutuklanıyor.

Küçücük bebeklere, çocuklara tecavüz ediliyor. İlgili bakan ‘’Bir kereden bir şey olmaz. Münferit bir olay’’ diyor.

Kadınlar, insanlar öldürülüyor. Kadınları koruyacak kanun hükmünde antlaşma iptal ediliyor. İlgili bakanlık yeni hapishane açmakla övünüyor.

İnsanlar hizmet pasaportu ile yurt dışına kaçırılıyor. Ülke içinde insanlar kayboluyor.

Yabancılarca yıllar yılı ülkenin başına sarılan silahlı terör örgütlerine ek olarak, dini duyguları sömürerek devlet yapısını bozmaya çalışan terör örgütleri ile toplumun etik değerlerini yıpratmaya çalışan terör örgütleri ortaya çıkıyor.

Eli silahlı teröristler davul zurna ile karşılanıyor. Yedirip içiriliyor. Seyyar mahkemelerde beraat ettiriliyor.

Toplumun her alanında şiddetli bir erozyon yaşanıyor.

Ülke gün geçtikçe mutsuz çocuklar, mutsuz gençler, mutsuz insanlar ülkesi haline geliyor.

Bütün bunlar yaşanırken her konuda söz söyleyen ‘’Din adamları’’ bu haksızlık, hukuksuzluk, hırsızlık, liyakatsizlik, yenen kul hakları, cinayetler, çocuk istismarları vs. konularda tek kelime etmiyorlar.

Bunlardan başka daha pek çok olay oluyor ama yazsam satırlara sığmayacak, en iyisi mi siz kendiniz izleyin.

 Bu arada, halk ve muhalefet uzunca bir süre bu olanları seyrediyor.

Ama bir gün ‘’Artık yeter’’ diyen halk ve aklıselim muhalefet birlik olup egemenliklerini geri alıyorlar. Ülkeyi rayına sokmak için Amerika’yı yeniden keşfetmiyorlar. Kurucu liderlerinin ülkeyi kurarken ve geliştirirken uyguladığı projeleri-ilkeleri ülkeyi çöküşten kurtarmak için uyguluyorlar.Ve mutlu son.

Film bittiğinde rahat bir nefes aldım; Allah’tan bizim ülkemizde böyle şeyler olmuyor.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar