Meltem Alacacı

Meltem Alacacı

Mail: [email protected]

ÇIKILMAZ SOKAK

ÇIKILMAZ SOKAK

Sokak, yaşamdır.

Sokak, özgürlüktür.

Sokak, gerçekliktir.

Sokak, gökyüzüne dokunmaktır.

Sokak, sesini duyurmaktır.

Halkın Anayasa ile güvence altına alınan en temel haklarından birisidir, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı. Halk,  bu yolla iktidarın yanlış politikalarına yanlış der, bu yolla içinde biriktirdiklerini dışa vurur, bu yolla sıkıntılarını, dertlerini duyurur ( Zamlar, açlık, yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik, yolsuzluk, hırsızlık, liyakatsizlik, eğitimin kalitesizliği, beyin göçü ve daha niceleri… )  Bunu dilerse bireysel, dilerse kolektif yapar.

İnsanların bu sesini duyurma çabalarını çarpıtarak, tehlikeli bir eylem şekli gibi göstermek ise siyasi bir propaganda halidir.

‘’Sokağa çıkmak’’ terörist bir eylem gibi lanse edilip, yasa dışı durumlarla paralellik kurulmaya çalışılıyor. Yani meşru bir durumun gayri meşru gibi algılanması yönünde bir çabaya giriliyor. İktidarı da muhalefeti de aynı algıyı yerleştiriyor.

Sokağa çıkmayı kriminal bir durum, bir suç unsuru olarak göstermek kabul edilebilir değildir. Bu, konuşmasınlar diye halkın ağzını kapatmaya çalışmaktır. Otoriter yönetim anlayışının milletin söz söyleme hakkını gasp eylemidir.

En temel hak ve özgürlüklerin terör eylemi gibi lanse edilmeye çalışılması haksızlıktır, hukuksuzluktur.

Anayasal haklarını kullanan insanların arasına karışma ihtimali olan provokatörler, vandallar yüzünden samimi-suçsuz insanlar düşüncelerini ifade özgürlüğünden neden mahrum kalsınlar?

Devletin görevi, samimi insanlarla provokatörlerin ayrımını yapmak ve samimi insanların güvenliğini sağlamaktır.

Kimsenin canına-malına göz dikmeyen, sadece düşüncelerini sokakta dillendiren halk, söyledikleri iktidarın hoşuna gitmedi diye cezalandırılamaz.

Devlet yetkilerini ellerinde bulunduranların ayrıştıran, ötekileştiren, sevgiden, saygıdan, hoşgörüden uzak, kötü söz barındıran siyasi söylemleri artık istiap haddini doldurdu.

Sokağa çıkma konusunda halka sopa gösteren İktidar mensupları, halkın kendisine hizmet etmesi için yetki verdiği, görevlendirdiği kimselerdir. Halktan üstte ya da halktan farklı değillerdir. Bunun bilincinde hareket etmeleri gerekir zira küçük dağları kendileri yaratmadılar.

İktidarın, her durumda sermayenin yanında, halkın ise karşısında durması, kendisini göreve getiren halka karşı yaptığı büyük bir vefasızlık, büyük bir haksızlıktır.

Bununla birlikte, halkın şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir. ‘’ Biz neden böyle yönetiliyoruz? Sorun nerede, sorunun çözümü ne? Sorularını sorması, cevaplaması ve gereğini yerine getirmesi gerekir.

Neticede, halk ya da halkın ‘’seçtiği’’ yöneticiler fark etmiyor; İnsan, bu dünyada fani olduğunu unutarak yaşıyor; halbuki ne o koltuklar sizin, ne bu sokaklar bizim…

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar