uğur okulları
İyimser Danışmanlık

İyimser Danışmanlık

Mail: iy[email protected]

Damat, Gelin-Kaynana Çatışmasının Neresinde?

Damat, Gelin-Kaynana Çatışmasının Neresinde?

Merhaba sevgili dostlar. Gelin kaynana çatışması konusunda bundan yaklaşık altı ay önce çok uzun olmaması için ayrıntılara fazla değinemediğim bir köşe yazısı yazmıştım. Ancak bu konu o kadar çok sayıda aileyi zora sokuyor ki, birinci yazıda değinemediğim bazı noktaları şimdi ele alma gereği duydum, çünkü bu yönde talepler geldi.

Keyifli okumalar.

Hep birlikte görüyoruz ki; toplumumuzun yaşam kültürüne göre aile hayatında bu sorun hiçbir zaman yok olmayacakmış gibi duruyor ve korkarım ki belki de sonsuza kadar sürebilecek.

Yıllardır İstanbul'da, yurtiçinde, yurtdışında ve son iki yıldır Denizli'de ''Evlilik ve İlişki Danışmanı'' olarak ve daha birçok alanda çiftleri ve bireyleri ilgilendiren yürüttüğüm çalışmalarımın yanında evlenmek isteyenlere evlilik öncesinde ve mevcut evliliklerde sağlıklı ilişki temin etmek için uyguladığım ''Eş Uyumu Analizi'dir.''

Eş Uyumu Analizi yaparken, paralelinde konuya kaynanayı da dahil ederek başvurularında gerekli gördüğüm için ''gelin kaynana uyumu analizi'' de yapıyorum.

Çünkü, her iki taraf, yani gelin ve kaynana adayları birbirlerinin karakterlerini iyi bilmeli, sorun çıkmaması için ya da sorun çıkaxak olursa ne yapmaları gerektiği konusunda birbirlerini iyi tanımalıdır. Eğer rahatsız edici oranda uyumsuzluk yoksa, gelin ve kaynana adayının bireysel yanlışlarını ve eksiklerini birbirlerine anlatıyorum ki, sonradan sürprizle karşılaşmasınlar.

Bu analizler sırasında sorduğum sorulardan bazıları şunlar; yeni evlenen çift nikah sonrasında nerede oturacak, kaynana ile aynı evde mi ya da aynı apartmanda mı?

Ne kadar sık görüşülecek? Bu sorunun yanıtı çok önemli, çünkü tartışmaların bir kısmı görüşme sıklığından dolayı da çıkabiliyor. Görüşme yoğunluğu, bazı çatışmaların kaynağı olduğu gibi, ayrılıklara bile götürebiliyor.

Evde yaşayan bir görümce var mı? Çünkü bazı evliliklerde gelin görümce çatışmalarının arkasından gelin kaynana çatışması gelebilmektedir.

Kaynana sağlık açısından evindeki işleri yapabiliyor mu, yardıma ihtiyacı var mı? gibi...

Nişan sonrasında çiftlerin çoğunluğunun ve ailelerinin en çok konuştuğu konular; ''hangi koltuk takımı alınsın, beyaz eşyalar hangi marka olsun, erkek tarafı ne alacak, kız tarafı ne yapacak, yemek takımı nasıl olmalı, yatak örtüsü ne renk olsun'' gibi konulardır. Halbuki asıl önemlisi; evliliğin ne şekilde yürütüleceği olmalıdır. Kimse kendisinin aile hayatına bir başkasının dışarıdan müdahale etmesini istemez, izin de verilmemeli zaten. Ama yardımlaşma ve paylaşım da belli bir ölçüde olmalıdır. O yüzden, eş uyumu analizinde gelin ve kaynana adaylarını da analiz etmenin ne kadar yararlı olduğunu yılladır görüyorum.

Örneğin; baskın karakterli bir kaynana ile onun gibi baskın karakterli bir gelin ne kadar anlaşabilir? Çiftin evliliğine kaynana karışacak ve yönlendirecek olursa, gelin buna ne kadar izin verebilir, ya da katlanabilir?

Bunlar ciddi anlamda sorun çıkaran konulardır. O nedenle, bu bölümde konunun doğrudan muhatabı olarak damat adayının rolünden bahsederek devam etmek istiyorum. Çünkü, evliliğe giden sürecin başından itibaren damat adayı, atması gereken adımları ihmal etmemekle yükümlüdür.

Bunların neler olduğuna bir göz bakalım:

Damat adayı, annesini çok iyi tanımakta ve neredeyse tüm huylarını bilmektedir. Eğer eş adayı ile annesi arasında sorun olabilecek noktalar varsa, evlilik öncesinde eş adayına ve annesine bunları açıklamalıdır.Böylece iki taraf da birbirini daha iyi tanımış olur.

Geleneklere göre eğer kız isteme olacaksa, onun öncesinde erkek, açık ve net olarak annesiyle konuşmalı, müstakbel eşini sevdiğini, onunla evlenmenin kendisini çok mutlu edeceğini, ama annesini asla yok saymayacağını, artık kendisinin de bir aile kurmasının gerekli olduğunu ve bu yüzden annesiyle bağlantıyı keseceği düşüncesi varsa onun yanlış olduğunu, annesinin herhangi bir sorunu olduğunda ya da oğluna ihtiyaç duyduğunda yanında olacağını, evliliğin ayrılmak demek olmadığını, ama evlendikten sonra kendisi de eşiyle aile olacağı için kendi hayatlarının da farklı bir işleyişle yürüyeceğini belirtmelidir. "Anne, artık evleniyorum, evim ve yolum ayrılacak. Eşim ve ben sana saygıda kusur etmemeye özen göstereceğiz. Ama senden isteğim, bizim aile hayatımıza müdahale etmemendir...'' demelidir.

Eş adayına da aynı şekilde bu konudaki düşüncelerini ifade etmelidir.

Damat adayı annesiyle ve eş adayıyla bu konuşmaları yapmazsa ve ilerleyen zamanlarda sorun/lar çıkarsa, çözülmesi zorlaşabilir. Eğer gelin adayı ile kaynana adayının ciddi anlamda sorun yaşayacağı belliyse, ki çoğu zaman bellidir, o evliliği gerçekleştirmemek bazen daha doğru sonuçlar getirebiliyor. Başta üzücü olsa da, sonradan ''İyi ki bu evlilik olmadı'' dedirtecek olaylara tanık olabiliyoruz. Yani; ne gelin adayı, ne damat adayı, ne de kaynana adayı birbirlerini tanıma ve anlama konusunda pasif davranmamalıdır.

Erkeğin bu konuşmayı yapmaması ise belki korkaklık belki de sorundan kaçmaktır, ama sonuç olarak bencilliktir. Çünkü, önce nikahı kıyana kadar annesi ile nişanlısının arasını hoş tutar, nikahtan sonra da eşi artık ceptedir ve erkek kendisini çatışmanın dışına çeker.

 

Eğer gelin ve kaynana nikah dönemine kadar birbirlerine karşı; kıskançlık, inatlaşma, baskın çıkarak yönetimi elde tutma, küçümseme, beğenmeme ve belki de ağır sözler ederek sorun yaratıyorsa, ufak tefek görünen ama evlilik hayatına müdahalenin sinyallerini veren olumsuzluklar varsa, o evlilikte gelin kaynana çatışması yüzünden çok büyük sorunlar çıkacağının bellidir. Bu işaretleri görmemek ya da görmezden gelmek ise evlilik sağlığını göz göre göre hiçe saymaktır.

Yukarıda belirttiğim gibi; eğer kaynana nikah öncesinde ev döşeme, gelinlik vb. gibi konularda renklere, modellere ve zevklere müdahale ediyorsa, sonradan gelin kaynana çatışmasının çıkma ihtimali yüksektir ve evlilikte mutsuzluk yoğun şekilde kendisini gösterecektir. Sonuçta o eşyaları gelin ve eşi kullanacak. Bu anlamda kaynana kendisini biraz geriye çekmelidir.

Konuya ilgili bir örnek; evlilik yapılmıştır ve çift evine yerleşmiştir. Ama gelin ve kaynana arasında bir zıtlaşma başlamıştır. Erkek, sorunun çıkış nedeni olarak eşini görmektedir, çünkü annesi olayları çarpıtarak oğluna anlatmış, gelinine iftiralar atmıştır. Ve eşler arasında bu yüzden çıkan bir tartışma sırasında erkek ''Anneme kurban ol, ….'' gibi küfür dolu olan ve söylenmemesi gereken kırıcı sözler söylemiştir. Bu evliliğin sağlıklı bir şekilde devam edebileceğini kim garanti edebilir?

Bir başka örnek; erkek, eşine ''Anneme çıt edemezsin, sen onun sadece kapı köpeği olabilirsin, o ne derse yapacaksın, beğenmiyorsan kapı orada, defolup gidersin'' benzeri sözler edebilmektedir.

Tabii ki bunların tam tersi olarak gelin de kaynanayı kendinden ve eşinden uzak tutabilmek için ''Annen bana şunu yaptı, bunu söyledi, bağırıp çağırdı, beni hep küçümsüyor'' gibi belki de asılsız sözler edebilmektedir.

Hangi türden olursa olsun, burada en başta yapılması gereken yapılmadığı için, çatışmalar geriye dönüşü zor olan sonuçlar doğurmaktadır.

Ama bunlar kadar üzücü olan bir şey daha var; erkeğin annesi ve eşi arasında kalması. Erkek elbette annesini ihmal etmemeli, ama birincil aile olarak da önceliği eşine ve varsa çocuğuna vermelidir.

Saygıyla, sevgiyle, güvenle, sağlıcakla ve mutlu kalın, hoşça kalın değerli dostlar.

İyimser Danışmanlık olarak her türlü bireysel ve evlilik sorunlarınızın çözümü, aldat(ıl)ma, kişisel gelişim, iletişim, davranış ve profil analizi, özgüven, farkındalık, karakter analizi vb. alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunuzda profesyonel uzman olarak hem yüzyüze hem de online görüşmelerle yanınızdayım.

İyimser Danışmanlık

Tel.: 0258 408 80 40

Whatsapp: 0530 099 31 55

Instagram: iyimser_danismanlik

Web Sitesi: iyimserdanismanlik.com

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar