Furkan Karaıslı

Furkan Karaıslı

Mail: [email protected]

Değişen Zaman mı yoksa Algı mı?

Değişen Zaman mı yoksa Algı mı?

Merhaba sevgili dostlar, haftalık olarak sizlerle fikirlerimi ve yapmış olduğum çıkarımları paylaştığım köşemde, siz değerli okurlara bu yazımda pozitif düşünceyi tekrar yakalayabileceğiniz verimli bir yaşam algısının temellerinden bahsedeceğim. Ama öncesinde birkaç soruya cevap aramak istiyorum. Bu soru işaretlerinin zaman zaman sizlerin de zihninde yer ediniyor olduğundan eminim. Hadi başlayalım.

  • Eski bayramlar neden daha güzeldi?
  • Zaman eskisinden daha hızlı mı akıyor?
  • Eskiden her şey daha mı güzeldi?

Bu soruların bir cevabı var mı sizde? Ben ortaya farklı bir bakış açısı katarak çocukluğunuza dönmenizi ve biraz anılarınızda vakit geçirmenizi istiyorum. Şu an 7 yaşındasınız ve ilkokul karnenizi alıp kocaman bir 3 aylık yaz tatiline başlamış bulunmaktasınız. Kocaman diyorum çünkü bitmek bilmezdi dimi ama şuan pandemi başlayalı 1yıldan fazla olmuşken daha dün gibi geliyor. Bunun sebebi nedir? Neden küçükken geçmek bilmeyen 3 ay şuan göz açıp kapatana kadar geçiyor. Zaman değişmiş olabilir mi? Peki değişen zaman olsaydı neden bu sözü büyüklerimiz de söylediğinde aynı tepkileri veriyor? Hatta 100yıl önce yazılmış bir kitapta bile bu ayrıntıyı görebiliriz. Demek ki zaman değişmiyor. Peki, o zaman algı değişiyor olabilir mi?

Peki, nedir bu algı: Algı, psikoloji ve bilişsel bilimlerde duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi anlamına gelir. Ve insanlar verileri çoğu zaman kendi yaşanmışlıkları ve kişisel özellikleri süzgecinden geçirerek algılarlar. Bunun içinde; sayısal hesaplamalar, çevre faktörü, genetik aktarılan düşünceler ve içinde bulunduğunuz ortamın sizlerde yaratmış olduğu stres faktörü de bir etkendir. Hadi 7 yaşınıza geri dönelim ve sonrasında 8 yaşına girdiğiniz doğum gününüzde kocaman bir yıl geçmiş olduğunu hatırladığınız o zamanları anımsayın. Şimdi ise geçen seneden bu yana ne kadar çabuk geldiğinizi sorgulayın. Cevap, çok basit bir matematikten ibaret aslında dostlarım. 7 Yaşından 8 yaşına geçtiğiniz zaman, yaşamış olduğunuz hayatın 7’de 1’i kadar bir zaman geçmiş oluyor. Bu durum geçen zamanın büyük bir zaman dilimi olarak algılanması için yeterli bir hesap ayrıca kendinize ayırdığınız vakitleri düşününce, çocukken bu zaman dilimini geniş geniş yaşamanız ve zihninizde böyle bir algı yaratmış olması muhtemel oluyor. Şimdi ise çok hızlı büyüyor gibi olmanızı ve zamanın çok hızlı geçip gittiğini düşünüyor olmanızı aynı matematiğe borçluyuz. 40 yaşında iken 1 yılın beyninizde ki anlamı, 40’da 1 gibi bir orana düşüyor. Ve beynin yapmış olduğu bu hesap algılarınızı bu yönde değiştirdiği için çocukluğunuzda ki bir yıl sanki size daha uzunmuş gibi hissettiriyor. Çocukken gün içerisinde bir sürü hayalî oyun ve rutinin dışında anlık türeyen aktivitelerle çeşit çeşit eğlenceler yaratırdık. Şimdi ise dünün bugünden farkı yok yaşam tarzımız artık rutinlerle dolu olunca 365 gün boyunca hemen hemen birbirine yakın günleri tekrar etmiş olmamız, beynimizin bir yıl geçtiğinde geçen seneyi daha dün gibi algılamasına sebep olabilir mi? Eskiden her şey daha mı güzeldi? Ya da eskiden kendinize ayırdığınız vakit daha mı fazlaydı? Huzur ve güven ortamı ile salgıladığımız oksitosin hormonu sayesinde algılarımız şimdi ki zamanı daha güzel bir anı olarak beyinin derinliklerine kaydeder. Artık size kimsenin harçlık vermemesi, oyun oynamanız için hazırlanan ortamların olmaması ayrıca elini öptüğünüz, başınızı okşayan, sizi omuzlarında taşıyan, salıncak da sallayan insanların sayısının hiç yok denecek azalması bu zamanlarda salgıladığınız oksitosin hormonunun eskisi kadar tatmin edici olmadığından dolayı bir eksiklik yaşıyor olmamıza sebep oluyor.  Bu yüzdendir ki elinden tablet düşürmeyen yeni nesilin arasında mahallede top oynayan birkaç çocuk gördüğümüzde mutlu oluyoruz. İnanın ki mutlu olmamızın sebebi onları düşündüğümüz için değil, bizim algılarımızda, derinlerdeki eski günleri anımsama durumunda salgıladığımız hormonlardır. Aynı şekilde şuan ki tablet ve telefonlarla büyüyen nesilde, yaşlılık dönemlerinde rastladıkları çocukların ellerinde tablet ve o eski günlerde oynadıkları oyunları gördüklerinde aynı şeyi hissedeceklerdir. Zaman sabittir, değişen tek şey algılarımızdır ve algıladıklarımızın pozitif değerlerde kalabilmesi tamamen bizim bakış açımız ve yaşam tarzımıza bağlıdır.  Ve unutmayın ki çocuklarınız hala daha o zamanın yavaş geçtiği yaş dilimlerindeler. Eski günleri, yeni günlerle kıyasladığınız negatif düşünceden uzaklaşıp çocuklarınızın gelecekteki eski günlerini yani şuan içinde oldukları yaşamı, günü, bayramları ve kültürümüzü geniş geniş yaşatmaya özen gösterin. Kim bilir, belki de çocuk ile çocuk olmak sizin de bu pozitif zaman algısına geçiş yapmanıza yardımcı olacak ilk basamaktır.

Hala zamanınız var sadece algınızın değişmesine yardımcı olun. Her saat başında bir bardak su içmeyi, anı yaşamayı, günlük rutinlerinizi birazda olsa bozmayı ve yaşlılığınızda size su verecek olanları düşünmeyi ihmal etmeyin…

Sevgilerle…

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar