Sabri Yıldız

Sabri Yıldız

Mail: [email protected]

Denizli Artık Bu Soruyu Cevaplamalı

Geçtiğimiz hafta sizlerle ilk birlikteliğimizde maalesef sevimsiz bir konuyu yazdım. Pamukkale Üniversitesi Rektörünün eşini İslami Bilimler enstitüsüne sekreter olarak ataması.

Ardından yaşanan gelişmeler ise atama ne kadar yakışıksız ise öyle sürdü gitti.

Rektör atamayı savundu, yerel ve ulusal basın konunun peşini bırakmadı, ardından YÖK devreye girdi, istifa geldi…

Ardından da üniversitede atama belgesine ulaşması mümkün kişilerin yerleri değiştirildi, basın halkla ilişkiler birimi hallaç pamuğu gibi atıldı ve soruşturmalar başlatıldı. Sonra da PAÜ Hastaneleri Başhekiminin eşinin adeta adrese teslim yayınlanan ilanla Pamukkale Belediyesi’nden Pamukkale Üniversitesine kaydırıldığı, üstelik hemşire olarak görev yaptığı üniversitede de ders verdiği iddiaları gündeme geldi.

Üniversitede arka arkaya yaşanan bu gelişmeler ise pas dedirtti.

Ancak pes derken aklımıza da takılmadı değil.  Bu eş dost hısım akraba, cemaat yada yandaş kayırmacılığı.

Şöyle bir düşündüm Denizli’de ki kurum ve kuruluşlarda o kadar çok yakın akraba çalıştırılıyor ki..

Amca, hala, yeğen, ahbap, partili… Oysa sanayi kenti Denizli’de en az olması gereken durum bu.

Kurumsallaşmış şirketlerin hiçbirinde yeteneksiz akrabalara yöneticilik kontenjanı yok.  Derseniz ki var, kesin evde kavga çıkmasın diye bir masa bir sandalye verilip sineye çekilmektedir.  İşin işleyişine kesinlikle karıştırmazlar.

Ama bizim kafamızda Devlet malı denizdir ya… Devlete kapağı bir kez atan yedi ceddini doldurmak için olmadık işler yapar.  KPSS’yi kazanamazsa genel sekreter yapıp memur kadrosuna paraşütle indirir. Özel sektörde göremeyeceğiniz tüm pespayelikleri kamuda görme şansınız olur.

Hem görevini yapmaz hem de dokunulmazlarla dolar etraf. Dayısı olmayan garibanlar çalışırken, günde 1 saat iş yapmayı marifet sayarlar kendilerine.

Ve bu yaşanan tiyatroya rağmen, bu taife hep bir ağızdan liyakat nakaratını tekrarlar.  En basit iş için diploma ve dil bilme şartı öne sürenler, kamuda olunca bir anda akraba ve yandaş kontenjanına yanaşır. Sonra da neymiş efendim? Liyakat…

Siz hiçbiriniz liyakat falan istemiyorsunuz.  Sizin istediğiniz şey, emrinizden çıkmayacak insanlar.

Derdiniz liyakat değil itaat…

Bari liyakat diye diye gençleri kandırmayın…

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın