Denizli
03 Aralık, 2022, Cumartesi
  • DOLAR
    18.63
  • EURO
    19.62
  • ALTIN
    1077.0
  • BIST
    4962.97
  • BTC
    17010.082$

Ebeveynler siz de borçlusunuz!

27 Ağustos 2020, Perşembe 13:33
Ebeveynler siz de borçlusunuz!

Sevgili anne babalar,okulunda,işinde başarılı,mutlu, özgüveni yüksek ve kendi ayakları üstünde durabilen çocuk sahibi olmak hepimizin hayalidir.Bu hayali gerçekleştirmek;sabır,emek,bilgi,sebat ve karalılık isteyen uzun ve zorlu bir yolculuk  olduğunu tahmin edersiniz.Konunun uzmanı olmasam da gençlerle içiçe bir mesleğin içinde olmam sebebiyle acizane fikirlerimi sizinle paylaşacağım.

‘’İnsan,en yakınındaki beş kişinin ortalamasıdır.’’sözü bize der ki,çocuklarımızın büyüme sürecinde çevresi şekillenirken ebeveynler olarak  aktif ve denetleyici olmalı ve de bu süreci yönetebilmeliyiz.Tabi ki bu beş kişi içinde en önemlileri anne baba olarak sizlersiniz.Yukarıda saydığımız ideal özelliklere sahip çocuklar hayalimiz ise siz de bu pozitif özellikleri taşıyor olmanız gerekir.Yaptıklarımız çocuklar üzerinde her zaman sözlerimizden daha etkilidir.

MalcomGladwell’inOutliers (Çizginin dışındakiler) kitabında,Massachusetts Teknoloji Enstitüsün’de(Dünyanın en iyi bilim mühendislik ve ekonomi okulu)eğitim gören Çinli öğrencilerin büyük bir bölümünün Çin’in güneyinde çeltik tarlalarında günde 15 saate yakın çalışan çiftçilerin çocukları olduğunu belirtir.Bu öğrencilerin çalışkanlığı ve disiplin bilinçlerini ailelerinden aldıkları sonucuna ulaşmıştır.Yani çocuklarımız bizim bir kopyamızdır.

Özlenen çocuk modeline ulaşabilmemiz için çocuklarımızın yerine problemlerini çözmeyi  bırakıp karşılaştıkları sorunlarında yol gösterici,ilham kaynağı olmalı ve kendilerini keşfetmelerini sağlamalıyız.Buyurgan,otoriter ve bir elinde kırbaç diğer elinde havuç olan eğitmen havasından uzak durmalıyız.Hele konu Z kuşağı(1995-2010 doğumlular) ise bu konuya çok çok dikkat etmek gerekiyor.Aksi halde çocuğumuz onlu yaşlara geldiğinde sizlerle tüm bağını kesebilme tehlikesini gözardıetmemeliyiz.Tam tersi her kararı çocuğumuza bırakıponu donanımsız ve deneyimsiz bir halde hayatın içine atmamalıyız.

Anne baba olarak çocuğumuzu tanımaya çalışmalı,yakından takip etmeli ve büyüme süreçlerinde yanında olmalıyız.Unutmayın çocuğunuzu en iyi siz tanırsınız.Çocuklar büyüdükçe bu analizlerinde desteğiyle özlenen sonuca ulaşmak mümkün olacaktır.

Tıpta ‘’Hastalık yoktur,hastavardır’’Sözü her bireyin kendine has bir yaratılışı,eğilimleri,becerileri,zayıf ve güçlü tarafları olduğunu belirtmek için kullanılır.Standardize edilmiş fabrikasyon bir reçetenin şifa olmayacağını anlatır.Aynı mantık çocuk eğitiminde de geçerlidir.’’Sen büyüyünce doktor olacaksın,avukatolacaksın’’gibi dayatmalar ailelerin içinde kalan ukdeleri işaret eder.Ayrıca çocuklar ailelerin sınıf atlamak yada düşman çatlatmak için kullanacağı bir araç asla olmamalıdır.

Türkiye’deki meslek tercihlerini belirleyen faktörlerden birisi de ‘’Devlet kapısı’ ’yanılgısıdır.Elbette devlet kadrolarımızda işini iyi yapan çalışkan memurlarımız olmalı ancak gelişmiş ülkelerde devlet bir işveren değildir.Seksenli yıllara kadar devlet kapısında bir iş sahibi olmak dönemin şartlarının da etkisiyle cazip bir seçenekti.Ancak sınırların kalkması,bilgi ,teknolojinin ve internetin sahne almasıyla tüm dünya bir iş sahası,adeta fırsatların uçuştuğu ve katmanlar arası geçişin hızlandığı bir pazar haline geldi.Bilgiye sahip ve kullanmasını bilen her birey hayal bile edemediği konumlara aylar içinde ulaşabilmektedir.

Alın size iki örnek:

Elon Musk;21 yaşında vatanı Güney Afrika Cumhuriyetini terkedip önce Kanada ardından Birleşik Devletler yerleşmiş.18 yılda 91 milyar dolar serveti (Türkiye GSMH’nın %12si),yüzbinleri aşan çalışan sayısı ve yardım severliğiyle Dünyaya yön veren bir girişimci.

İkinci örnek bizden olsun;Forbes dergisine göre en zengin türk Erman Ilıcak; 29 yaşında kurduğu şirketiyle 28 ülkede yetmiş beş bin çalışanı,3,8 milyar dolar serveti ve destek verdiği sosyal sorumluluk projeleriyle tanınıyor.

Meslek seçiminin her şeyin çözümü olduğunu düşünmek bir yanılgı,hangi meslek olursa olsun yanında iyi derecede yabancı dil ve kodlama eğitimi almış olmak gereklilik arzetmekte.İhtiyacımız olan süper zekalı birkaç birey değil,ekip çalışmasına yatkın,paylaşımcı ve kendini yenileyen bireyler olmalı.

Pedagojik süzgeçten geçmiş müspet kaynaklardan din eğitimi almalarını ve ahlaki yönden güçlü bireyler olmalarını sağlamak ebeveynleri  olarak boynumuzun borcudur.

Refah, konfor ve zenginlik fısıltıları çocuklarımızın hiç istemediğimiz alanlara kaymalarına sebep olabileceğini aklımızdan çıkarmayalım.Bir hadiste  ‘’ Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.’’ Sözü bu zorlu hayat yolculuğumuzun rehberi olmalıdır.

10 yıl kadar oldu.Ailecek iki günlük Urfa gezimizde bize rehberlik eden 17 yaşlarındaki Turizm Lisesi talebesi ile suya yeni kavuşmuş Harran ovasını geçerken uçsuz bucaksız pamuk tarlalarını göstererek rehberimize:

- Bu zenginlikten çocuklar da nasibini aldı mı?Sorusunu sormuştum.

Rehberimiz:

-Abi, zenginlik erkeklerin her hafta sonu Adana’ya eğlenmeye gitmesine ve kadınlarında  kollarına altın bilezik oldu.Çocuklar yine perperişan demişti.

Eğitim mi öncelikli yoksa maddi zenginlik mi?sorusuna net bir cevap olmuştu benim için.

Eğitim ve vicdan yoksunu,bilgi ve kültür üretemeyen,doğaya ve çevresine duyarsız bireyler ; vatan bildiği toprağı,devleti ve yanında çalışan emekçileri yağmalayarak zengin olmaya çalışır. Bu utanç verici görgüsüz zenginlik üstümüze umutsuzluk,öfke,acı ve yıkım olur yağar.

Lütfen bu andan sonra çocuklarımıza olan borcumuzu ödemeye başlayalım.Bu yazı huzursuz bir birey tarafından amatörce kaleme alınmıştır.

Siz konunun detaylarını derinlemesine ele alarak özlediğimiz aydınlık nesillerin ışığı olabilirsiniz.

Sağlıcakla kalın.

Yalçın CAN

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.