Denizli
05 Aralık, 2022, Pazartesi
  • DOLAR
    18.64
  • EURO
    19.61
  • ALTIN
    1063.1
  • BIST
    4962.25
  • BTC
    17096.627$

GÜÇLÜ KADINLAR.!

14 Mart 2022, Pazartesi 11:35
GÜÇLÜ KADINLAR.!

Merhaba sevgili dostlar. Bugünkü yazımda, toplumun kadına ver(me)diği değer ve sorumsuzlar tarafından omuzlarına yüklenen tonlarca sorundan birkaçına değinmek istiyorum. Neden yalnızca birkaçına diyorum; çünkü ne ülke genelinde, ne de dünya genelinde istisnalar dışında kadının yeri ve değeri yok denecek kadar az. Ama ne yazık ki ülkemizde kadınlar, erkeklerle kıyaslandığında sadece bir miktar, yani ''birazcık insan (!)'' olarak ''değer (!)'' gör(m)üyor.

Bu yazımda kesinlikle genelleme yapmıyorum. Elbette kadına ve erkeğe bakış açısı herkeste aynı olmaz. Yöreler, koşullar, gelenekler ve toplumsal alışkanlıklar bakış açısını etkiler, ama yine de istisnaların kaideyi bozmayacağını belirtmeliyim.

Yazımın sonunda, kadının nasıl güçlü olduğunun formülünü vereceğim...

Tüm kadınlar melek mi? Tabii ki değil. Elbette içlerinde şeytana şapka çıkarttıracak olanları var (tıpkı erkeklerde olduğu gibi), ama bu yazımda değer ve önem konusunda gerekli hassasiyetleri gündeme getirmek istiyorum.

Kadın; yeterince güçlü aslında, ama hangi anlamda kime ve neye karşı özellikle daha da güçlü olmak zorunda.!?

''Karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin'' dediğimiz kadından aslında ne bekliyoruz.!?

Ağaç bile sulanmadığı ya da yağmur yağmadığı zaman meyve vermiyorken, ağaç kadar değer verilmeyen kadından neler isteniyor? Hangi isteklerin haklı nedenleri var!?

Erkeklere soruyorum; yanıbaşınızda duran, evli olduğunuz, birlikte yaşadığınız, aynı yastığa baş koyduğunuz, hatta belki çocuklarınızın annesi olan kadını ne kadar tanıyorsunuz?

Onunla ne kadar ilgileniyorsunuz? Daha doğrusu; onunla ne kadar ilgilisiniz?

Ruhsal ve duygusal hassasiyetleri hakkında neler biliyorsunuz?

Duygu dili nedir?

Sevgi dili nasıldır?

Nelere çok ağlar, nelere çok güler.?

Sizin için değeri nedir; hizmetçi mi, Romalılar dönemindeki gibi köle mi, yoksa can yoldaşı ve candaş mı?

Ona, özel zaman ve alan fırsatı veriyor musunuz?

Çocukluğundan bu yana neler yaşamış?

Nelerden hoşlanıyor, nelerden nefret ediyor?

Ayakkabısı kaç numara?

Hangi tarz giyecekleri beğeniyor ve kaç beden giyiyor?

Sevdiği ve sevmediği yemekler neler?

Yurtiçinde ya da yurtdışında hangi ülkeleri ya da özel yerleri görmeyi çok istiyor?

Hangi karakterdeki insanlar onun için değerli?

En çok etkilendiği film türü hangisi, …?

Gibi sayısız sorular sorabiliriz kadınla ilgili.

İşte, en çok karşılaştığımız sorun, bu sorulara veril(e)meyen yanıtlar oluyor. Ve görüyoruz ki; kadına gerçek anlamda hak ettiği değer verilmiyor.!

Neden böyle.!?

Neden kadınlar önce çocukluğunda gördüğü kısıtlamalar ve baskılar nedeniyle ''Kızını dövmeyen dizini döver'' diyerek ailesinden, abilerinden, sonrasında kocasından kendini sürekli korumak zorunda.!?

Kadın için ''Çocukluğunda çok şımartılmış'' diye yakınmalar bile duyuyoruz. Aslında kadının çocukluğunda şımartılmış olması bile büyük bir şans. Ne güzel işte, demek ki şımartılınca mutlu oluyor kadın, o zaman şımartalım ki mutluluğuna ortak olalım. Çünkü, kadın mutlu olursa mutlu eder.

Kadından beklentilerin sonu neden gelmiyor?

Hep diyoruz; Kadın güçlü olmalı. Tamam olsun da, nasıl ve ne için? Bir de söylediğimiz bu sözün ne anlama geldiğini tam anlayabilsek, içini doldurabilsek.!

Kadınlar hangi anlamda güçlü olmalı?

Kadınların güçsüz olma hakları yok mu?

Kadının yorulma hakkı yok mu?

Kadının sevilme hakkı yok mu?

Kadının doğası gereği ilgi beklentisi karşılıksız mı kalmalı?

Neden çoğunlukla kadın verici olmak zorunda?

Neden kadın, duygusallığı nedeniyle beklentileri ve istekleri olduğu zaman en güvendiği adam tarafından eleştiriliyor, aşağılanıyor ve hatta şiddet görüyor?

Kadın nelerle savaşıyor, neden savaşmak zorunda bırakılıyor?

Güzel olmak zorundadır kadınlar, neden; çünkü ''şehzadeler (!)'' öyle istiyor. Her ne kadar güzel olursa olsun yetmiyor, bir de aldatılıyor.!

Bir söz dolaşır dillerde sadece kadınlar için kullanılan; "Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır" diye. Peki, erkek için aynısı söylenemez mi? Neden hep kadın bir eşya parçası gibi bu şekilde fiziksel olarak beğeniye sunuluyor? Kadının ruhu yok mu? Kadını ya da erkeği güzel görmek için güzel bakmak gerekmez mi?

Yüzü güzel olan kadın mı güzeldir, yoksa yüreği güzel olan mı.!?

Ne demiş şair; "Yüzü güzele kırk günde doyarsın, huyu güzele kırk yılda doyamazsın."

Kadınla iletişim konusunda çok dikkatli olmak gerekir beyler; iletişim sırasında eleştirme konusu ise en kırıcı ya da değer verici yöndür. Dikkat.

 

Kadına, kadınca yaşama hakkı verilmeli, çünkü kadının en doğal hakkıdır. Her şeyi kendisi halletmek zorunda kalınca da "Erkek gibi olmuş" dememeli.

Kadın, sadece anneler gününde ya da 8 Mart'ta hatırlanmamalıdır.

Kadın için sadece 8 mart, doğum günü, tanışma yıldönümü, evlilik yıldönümü, sevgililer günü vb. gibi zamanlar özel ve önemli değildir. Kadın için kendisine verilen değerin yaşatılarak gösterildiği her gün özeldir, anlamlıdır ve değerlidir.

Kadın; güvenmek ister, saygı görmek ister, kendisine karşı var olduğu söylenen sevginin yaşatılmasını ister. Kadın bundan güç alır.

Kadın annedir ve o yüzden duygusal olarak hassastır, ama aptal değildir.

Beklentiler nedeniyle kadınlar güçlü olmalı.!

Kadının ne kadar güçlü olduğunun önemi yok.

Ama yaşam koşulları nedeniyle çoğu şeyle tek başına savaşmak ve baş etmek zorundadır. Yani kadın; erkek gibi olmalıdır.! Çünkü böyle olması isteniyor. Olunca da ayıplanıyor!

Kadın, kendisine karşı saldırıya geçilince, rahatsız edilince, aşağılanınca istemese de pençelerini açan dişi kartal pozisyonuna geçiyor.

Çünkü, öldürülenler kadın, şiddetin her türlüsüne uğrayan kadın, saldırılan kadın, taciz ve tecavüz edilen kadın, saçlarından tutulup yerlerde sürüklenen kadın, … Daha saymaya gerek var mı, daha doğrusu ''saymakla biter mi?''

Güçlü kadınları "cepte" sanmayın beyler.!

Güçlü kadınlar eğer kızarsa (kızdırırsanız), bin bir zorlukla ve emekle pişirdiği yemeği "zıkkım ye" diyerek hiç düşünmeden çöpe dökebilir. Çünkü bir sonraki yemeğin ne olacağına çoktan karar vermiştir bile. Ve aynı kadın canına tak edinceye kadar sabırla bekler, baktı ki olmuyor, "cehennemin dibine git" diyerek bir erkeği yaşamından çıkarır. Çünkü onsuz yaşamanın huzurunu, mutluluğunu ve keyfini kafasında çoktan belirlemiştir. Sakın ola ki "bensiz yapamaz" diye düşünme. İnan ki sana inat ve senin gözüne soka soka gününü gün eder, sen de uzaktan bin pişmanlıkla bakarsın. Dikkat et; eğer kadın senin yanlışlarına karşı şaşılacak derecede sessiz kalıyorsa, aslında ne yapacağının mesajlarını sana çoktan vermiştir, ama sen anlamamışsındır!

Geçmiş olsun...

Ve son olarak şu soruma cevap istiyorum; kadına kötülük en çok kimden geliyor, ki kadın, kadınca güçlü olsun?

Ey dünya, unutma ki; ''mutluluk'', kadının en büyük gücüdür.

Saygıyla, sevgiyle, güvenle, sağlıcakla ve mutlu kalın, hoşça kalın değerli dostlar.

Ailevi ve bireysel konularda her türlü sorunlarınızın çözümü için yardıma hazırız.

EVLİLİK VE İLİŞKİ DANIŞMANLIĞI

Tel.: 0258 408 80 40

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.