Denizli
30 Mayıs, 2024, Perşembe
  • DOLAR
    32.44
  • EURO
    35.05
  • ALTIN
    2347.7
  • BIST
    9003.22
  • BTC
    69462.36$

GüvendeyMİŞ gibi çalışmak…

08 Mayıs 2023, Pazartesi 16:41
GüvendeyMİŞ gibi çalışmak…

Biz ki ‘bize bir şey olmaz’ diyerek rastgele doğup, rastgele yaşayan,  kendi can güvenliği için olan emniyet kemerini bile polis görünce, ceza yememek için takan, kontrol bitince çıkaran, güvenlik kültürü, eğitim seviyesi ile bağımsız ve yok denecek kadar az bir toplumken, bu ülkede iş güvenliğini sağlamak ve kendi yararı için olan güvenlik kurallarını anlatıp, uygulamaya çalışmak, bir de bunu işverene uygulatmaya çalışmak oldukça zorken,  ödeme alıp iş güvenliği uzmanı olarak hayatını idame etmeye çalışmak daha da zor.

Türkiye’de 1987 yılından bu yana 4-10 Mayıs tarihleri “İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” olarak kutlanıyor. Bu haftada iş güvenliğine ilişkin farkındalık ve bilinç yaratılmaya çalışılıyor. Türkiye ne yazık ki  iŞ Güvenliği açısında oldukça kötü bir tablo çiziyor. Türkiye’de her yıl on binlerce kişi iş kazası geçiriyor, binlerce çalışan da iş kazalarında hayatını kaybediyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre 2016’da 1.970 çalışan iş cinayetlerine kurban gitti.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 2012’de yürürlüğe girdi. Ayrıca, bunun yanında pek çok yönetmelik de uygulamaya geçti. Ancak, sayısı her yıl artan iş kazaları halen Türkiye’nin en önemli problemlerinden biri. Çalışanların mesaiden kaçtık diye sevinerek, çoğunlukla uyuklayarak dinlediği iş güvenliği eğitimi sonunda belge vermekle kazaların azalmayacağı ortada.

Çalışma ve sosyal güvenlik verilerine göre; Türkiye’ de her gün 172 iş kazası meydana gelmektedir. Bu kazalar ortalama her gün 4 işçinin ölümüne neden olurken, 6 işçi de iş göremez hale gelmektedir. Buna rağmen bizzat yaşadığım bir olayı paylaşmak isterim. Geçtiğimiz yıl, İş güvenliği uzmanlığını üstlendiğimiz, iş güvenliği hakkında bütün bildiklerimi öğreten değerli hocamla ziyaret ettiğimiz bir tekstil fabrikasında, 6-7 işçi sadece operatörün binmesi gereken forklifte iş çıkışı belediye otobüsü gibi doluşmuşlardı, ne yapıyorsunuz diye sorduğumuzda yorulduk hocam kendimizi servise bıraktırıyoruz diye cevapladılar. Yaptıklarının çok tehlikeli olduğunu, forkliftin devrilme ve kendilerinin altında kalma risklerinin olduğunu söylediğimizde ise bize bir şey olmaz biz her akşam biniyoruz demişlerdi.    

Ülkemizde bir türlü yerleştiremediğimiz, işçi ölümlerinde Avrupa’ da en üst sıraları kaptırmadığımız, okullarda sürekli ertelediğimiz İş güvenliğini Franz KAFKA 1925 yılında yayınlanan Dava isimli kitabında anlatmıştı. İşte o kitaptan bir kesit;

Ata sporumuz olan eli belinde inşaat kazısı seyretmek olan ve ülke ekonomisin çoğunluğunu oluşturan inşaat sektörü yani inşaat seven bir milletiz ve ne yazık ki en çok iş kazası inşaatta. SGK istatistiklerine göre, yaşanan iş kazalarının yüzde 23’ü inşaat, yüzde 21’i tarım, yüzde 15’i taşımacılık, yüzde 7’si ticaret ve büro, yüzde 6’sı genel iş kolu, yüzde 4’ü metal, yüzde 3’ü madencilik, yüzde 3’ü savunma/güvenlik ve yüzde 3’ü enerji sektöründe meydana geldi.

Peki ne yapmalıyız. Öncelikle iş güvenliği önlemlerinin kendi canımızı korumak için olduğu bilincine varmalıyız. Uzmanın önerdiği kişisel koruyucu donanımı yerinde ve zamanında kullanarak, gerekli talimatlara uyarak çalışmalıyız.

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.