Zeliha Özyurt

Zeliha Özyurt

Mail: [email protected]

İnsanlar mı şehirlerin içinden geçer? Yoksa şehirler mi insanların içinden?

İnsanlar mı şehirlerin içinden geçer? Yoksa şehirler mi insanların içinden?

Bu yaz üç büyük şehri gezme fırsatım oldu. Cennet vatanımın nice güzel şehirlerinden en kalabalık üç şehri…  Donuk ve resmi Ankara, hayat dolu İzmir ve yorgun İstanbul…

Ankara; bir akşamüzeri çekilmiş filtresiz fotoğraf gibiydi. Doğal, mesafeli ve kalabalık.

İzmir; baharla vedalaşması zor bir yaprak gibiydi. Ama yine de kendi kendini doğuran ve yaşam dolu…

İstanbul; her sınıfın iç içe geçtiği ve birlikte yaşamak zorunda olduğu hüzünlü bir mahalle gibiydi.

Renkleri ayrı, duygusu farklı ama insan dolu şehirler. Milyonlarca karakter uğramış bu zamana kadar. Kimisi senelerce takvim yaprağı tüketmiş kimisi ise bir merhaba deyip kaçmış. Yani kim kimin içinden geçmiş. Kim kimi hikayesine ortak etmiş. Şehirler mi insanlardan geçmiş? Yoksa insanlar mı şehirlerden geçmiş?

Bir kafede oturdum. Bir kahve söyledim. İnsanları seyrettim. Onlara birer hikaye uydurdum. Okkalı bir de aşk duygusu yapıştırdım. Bir yerlere yetişmeye çalışanlar, taze başlangıç yapmışçasına mutlular, üzerine sigara kokusu gibi sinmiş hazanlar, annesine istediğini aldıramayınca ağlayan çocuklar, korkanlar, kaçmak isteyenler ama yine de yaşamak zorunda olanlar… Ağlayan gençlere omuz vermek istedim. Yürümekte zorluk çeken yaşlılara el ayak olmak ve yere düşüp ağlayan çocukları kaldırmak. Dokunmak… Bir insana, bir çiçeğe veya herhangi bir canlıya. Yapar mısınız ara sıra? Ne güzeldir bu his bilirsiniz. Birine unutamayacağı bir iyilikte bulunmak veya hüzünlü bir hikayesine ortak olmak. Yaparsınız bilirim. İnsanız biz. Nasıl ki yangında depremde sarıp sarmalıyorsak birbirimizi eminim bu şehre sıkıştırılmış insanlara da öyle dokunuruz biz. Geçen gün eski komşum ‘Sana kahve yapmayı özledim’ dedi. ‘Seninle kahve içmeyi özledim.’ Demedi. O yapar gelirdi ve sohbete dalardık. Ben sayılı yapardım ki çoğu zaman bana fırsat vermeden ‘dur ben bir kahve yapıp geleyim’ derdi. Bu ne demek seninle konuşmak istiyorum sana anlatacaklarım var demek. ‘En kısa zamanda geliyorum.’ Dedim. Şimdi ben bu arkadaşıma yeniden dokunmasam olur mu? Nerede kalır benim şehrin yaşam döngüsünde kaybolmuş hayatları iyileştirme hikayelerim, mutlu sonlarım.

Siz de dokunun insanların yalnızlıklarına, yaşanmışlıklarına… Belki dokunsanız ağlayacak insanlar vardır sizi bekleyen. Umut olmak dileğiyle…

Zeliha Özyurt Coştur

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar