Emine Gündüz Menteş

Emine Gündüz Menteş

Mail: [email protected]

Kimse Kendi Hikâyesini Sevmiyor

Bu çağın kalıtsal hastalıklarından biri de “kendi hikâyesini sevmeme hastalığı.” Kimse halinden memnun değil. Kimse kendi hikâyesini sevmiyor. Hep başka hikâyelerde, başka mekânlarda ve başkalarının “lüks içinde ve mutlu gibi” görünen hayatlarında gözümüz. İnsanlar atanıyor; öğretmen oluyor, memur oluyor. Efendim bu okul, bu yer güzel değil, diyor. Demiyor ki çok şükür bir işim var. Bulunduğu il içinde tayini oluyor, evine yakın olsun istiyor. Küçük bir ev satın alıyor, daha büyüğünü istiyor. Ah, sığamadık gitti şu yalan dünyaya. Bazen dünya da bizi nasıl mutlu edeceğine şaşırıyor.

            Eşimin doğu görevi mecburiyeti ile Şırnak’ta yaşıyorum. İnsanlar bunu duyunca aval aval yüzüme bakıyorlar. Sonuçta ben onların gözünde âşık olmuş, bir insanla hayatımı birleştirmek istemiş ve bu uğurda kalkıp Türkiye’nin diğer ucuna gelmiş biriyim. Sanıyorlar ki burada yaşanmaz. Ben kılımı bile kıpırdatmadan bir daha bulamayacağım aşkın peşinden gitmemeliyim, Doğu macerasına katılmamalıyım, itmemeliyim böyle bir hikâyenin içine kendimi. Hem onlara göre bu devirde aşk da ne!

            Ben hikâyemi seviyorum. Evet, bu benim hikâyem.

            Hayat öyle bir şey ki haritada yerini bile bilmediğin bir şehre, bir kasım ayında, kırmızı bir valizle getiriyor seni. Al diyor, işte senin hayatın burada. Çünkü kalbin burada. Ötesi var mı, ötesi yok. Paraya değişmem içimdeki kuvvetli sevgiyi. Sizin bazı hikâyelerinizde para var ama mutluluk yok. Sizler bu halde bile kendi hikâyenizi sevemezsiniz.

            Başka bir kültürle tanışmak çok farklı bir his. Sokağa çıkıyorsun, kulağına bilmediğin dil çalınıyor. Lüks alışveriş merkezleri yok. Mesela çocuklar kendi hikâyesini kendi yazıyor burada. Futbol sahası olmadığı için taşlardan kendine saha yapan çocuklar gördüm. Buldukları siyah film şeritlerinden güneş gözlüğü yapan çocuklar gördüm. Sokakta satranç kursu vermeye çalışan çocuklar gördüm. Hikâye nerede başlıyor burada? Hikâye hayal gücünde başlıyor. Çocukken bilmezdik ya hoşnutsuzluğu, ah büyüdükçe de bilmeseydi insanoğlu. Mesela horozlar hiç susmaz burada. Kazlar, hindiler gün boyu ezgilerine devam eder. Çobanlar sürüleriyle önünden geçer. Kazlar markete giderken sana eşlik eder. Onların hayatını seviyorum. Onların benim hikâyemde oldukları yeri, bana kattıklarını seviyorum. Horoz sesiyle uyanmayı seviyorum. Mahallenin cesur yürekli kazlarını seviyorum. İneklerin serseri serseri sokaklarda gezmesini seviyorum. Zorluklarına rağmen buranın bana ve hikâyeme kattıklarını seviyorum. Birkaç ay sonra buradan gideceğiz ama ben zorluğuyla kolaylığıyla ömrüm boyunca buranın içimde uyandırdığı hisleri unutamayacağım. Diyeceğim o ki birazcık kendi hikâyenizi sevin. Birazcık…

 

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın