uğur okulları
Yusuf Can Matrak

Yusuf Can Matrak

Mail: [email protected]

Ukrayna – Rusya Çatışması ve Jeopolitik Sonuçlar

Ukrayna – Rusya Çatışması ve Jeopolitik Sonuçlar

Ukrayna – Rusya Çatışması ve Jeopolitik Sonuçlar

Son birkaç aydır küresel kamuoyunun gündemini meşgul eden olası Ukrayna – Rusya çatışması sonunda gerçeğe döküldü. Avrupa kıtası ikinci dünya savaşından bu yana görmediği şiddette bir savaş ortamıyla yüz yüze kaldı. Mevcut çatışmanın arifesinde sıklıkla Ukrayna’nın NATO üyeliği tartışmaları gündemi şekillendirdi. Peki bu çatışma / savaş halinin sebebi tam olarak nedir ve daha önemlisi, bizi de daha çok ilgilendiren kısmı ise sonuçları ne olacaktır?

Savaşın Sebepleri

Mevcut savaşı salt Ukrayna Nato’ya üye adaylığı üzerinden okumak yanlış olur. Şu an yaşanan süreci, Osetya & Abazya, Kırım İlhakı, yakın zamanda yaşanan Karabağ olayları ve Kazakistan’daki kısa süreli kaos ile beraber değerlendirmek gerekir. 2008’de Rusya Osetya’ya müdahale ederken Gürcistan’ın Nato’ya üye olması gibi bir gündem yoktu. Ancak Gürcistan’da Batı ile flört eden Saakaşvili iktidarı vardı, bunu da atlamamak gerekir.

Sovyetler’in dağılmasından sonra yaklaşık 10 yıl tamamen pasif/sessiz bir konumda kalan Rusya, istihbarat kökenli devlet adamı Putin ile yeniden tarih sahnesine döndü diyebiliriz. 21. Yüzyılda Rusya son yıllarda kendi ağızlarından da duyduğumuz üzere öncelikle Rus azınlıkların yaşadığı coğrafyalarda yeniden söz sahibi olmak üzerine bir politika uyguluyor. Başkan Putin, Bolşeviklerin diğer halklara kadim Rusya topraklarını cömertlik bir şekilde verdiğini vurguluyor. 21 Şubat 2022’deki ulusa sesleniş konuşmasında da Ukrayna’nın aslında Rusya toprağı olduğunu açıkça beyan etti. Ukrayna kıyılarını yüzyıllar boyunca Türklere karşı koruduklarını ifade etti. Burada bir kılıç hakkı istendiğini görüyoruz. Nitekim devam eden günlerde Ukrayna’yı egemen bir güç ve devlet olarak görmediklerini çeşitli Rus bürokratlar ifade etti.

2014’te Ruslar hiçbir direnç ve savunma ile karşılaşmadan Kırım’ı da ilhak ettiler. 2. Karabağ savaşı sonunda ise Azerbaycan ve Ermenistan ile yaptıkları anlaşmalar ile Karabağ’a barış gücü konuşlandırdılar. Kasım 2021’de Putin ve Lukaşenko Rusya – Belarus Birlik Devleti kararnamesini imzaladı. 2022 başındaki Kazakistan Olaylarında da Kollektif Güvenlik Örgütü’nün Kazakistan hükümetinin davetiyle müdahalesini gördük. Tüm bu parçaları bir arada değerlendirdiğimizde Rusya’nın yol haritasını ve doktrinini net bir şekilde görüyoruz:

“Rus azınlıkların yaşadığı coğrafyalar ve bu coğrafyalarda hakim olan ülkeler hakkında söz sahibiyim. Sovyetler’den kopan ülkelere cömertçe dağıtılan toprakları ve çizilen sınırları onaylamıyorum. Eski Sovyet ülkelerinin Rusya’sız bir senaryoda egemen olmasını kabul etmiyorum. Bu devletler ya tekrar benim egemenliğime girerler ya da Rusya’nın bir uydusu olarak kalmak kaydıyla bağımsız olarak yaşayabilirler.”

Rusya’yı yeniden var eden Başkan Putin bu konuda son derece net ve kararlı. Dolayısıyla Ukrayna’ya yapılan saldırıya ilişkin Nato’ya giriş talebi yüzünden demek hata olur. Kurt kuzuyu yemeyi kafaya koymuş. Ukrayna Nato’ya girmeye çalışmasa da bu akıbetten kaçamazdı.

 

 

 

Karadeniz Kıyıları ve Novorosiya

Rusya’nın amacı Ukrayna’yı tamamen işgal etmek kesinlikle değildir. Nitekim bunu da ifade ediyorlar. Hibrit savaş doktrinini son derece iyi uygulayan Rusya, bu saldırı ile birkaç amacını gerçekleştirmek istiyor. Şöyle özetleyebiliriz:

  • Lugansk ve Donetsk’i bağımsız ülkeler haline getirmek
  • Dinyeper Doğusunda kalan bölgeleri ilhak etmek
  • Savaşla Ukrayna Rejimini yıpratarak hükümeti değiştirmek ve çekildiğinde geride Belarus gibi Rusya uydusu bir ülke bırakmak
  • Kırım Yarımadasının güvenliğini sağlamak
  • Novorosiya bölgesini tümüyle Rusya topraklarına katarak Ukrayna’nın Karadeniz bağlantısını kesmek ve bu surette Ukrayna’yı denize açılamayan nefes alamayan bir ülke yapıp tamamen kendine bağımlı hale getirirken Karadeniz’deki egemenliğini pekiştirmek

dünya

 

Ukrayna harekatında hem Doğu’dan hem Kuzey’den hem de Güney’den saldırı yapıldığını görüyoruz. Bunu mevcut olan tüm sınırlardan yapılan bayağı bir saldırı olarak göremeyiz. Bu üç saldırı hattının da kendi içinde amaçları ve sonuçları olacaktır. Doğu’dan olan saldırıların amacı Donetsk ve Lugansk bölgelerinin bağımsızlığını sağlamak adına bu bölgelerin güvenliğini artırmaktır. Ayrıca Dinyeper doğusundaki bölgelerin hakimiyetidir. Kuzey’den Kiev doğrultusunda yapılan saldırıların amacı yıldırım harekatı ile başkenti basarak rejim değişikliği yapmaktır (Yıldırım harekatı kısmını başaramadıklarını görüyoruz.) . Güney’den Odesa, Melitopol ve Maryapol’e yapılan saldırıların amacı ise Ukrayna’yı denizden izole ederek savaş esnasında denizden yardım almasını önlemek, savaş sonrasında ise Ukrayna’yı denizlere açılamayan güçsüz ve egemen olamayan uydu bir devlet haline getirmektir. Rusya’nın Novorosiya topraklarını ilhak ederek elde edeceği en önemli kazanç ise kuşkusuz Karadeniz sınırlarını büyütmek ve Karadeniz’deki egemenliğini pekiştirmek olacaktır.

Türkiye’nin Güvenlik Kaygıları ve İngilizlerin Refleksleri

Savaş sonucunda eğer Rusya yukarıda maddelerle sıraladığımız şekilde istediklerini alırsa bu durumun Türkiye lehine olmayacağını görmek zor değil. Ülkelerin doğal sınırları vardır. Ülkeleri koruyan bu sınır ve bariyerlerin bir kısmı ülkenin kendi coğrafyasında iken bir kısmı dış coğrafyalardadır. Rusya ile Batı’da aramızda 4 büyük doğal / coğrafi sınır mevcuttur. Bunlar sırasıyla Dinyeper Nehri & Kırım, Dinyester Nehri, Tuna Nehri ve Rodop Dağlarıdır. Tarihte Rusya kendi iç birliğini sağlayıp devletleştikten öncelikle 17. Yüzyılda Doğu’ya doğru ilerleyerek tüm Sibirya’yı kontrol etmiş ve hinterlandını güvenceye almıştır. Sonrasında ise yönünü Batı’ya çevirmiştir. 18. Yüzyılda Kırım’ı almış ve 19. Yüzyıl başlarında Novorosiya bölgesini topraklarına katmıştır. Rusya Kırım ve Novorosiya’ya yerleştikten yaklaşık 100 yıl sonra Plevne’yi kuşatmış (93 Harbi) ve bir başka önemli doğal sınır olan Tuna Nehri’ni geçmiştir (1877-1878). Sonrasında ise Rusya ve Boğazlar önünde sadece Rodop Dağları kalmıştır. Ancak Osmanlı’nın neredeyse hiç savunma gücü kalmaması nedeniyle bu savaş sonucunda bu engel de aşılarak Ruslar İstanbul Yeşilköy’e kadar gelmişlerdir. Tarihte Kırım ve Ukrayna’da durdurulamayan Rusya’nın ivmeli bir şekilde ilerlediğini görüyoruz. Ancak günümüzde olduğu gibi Rusya’yı daha erken safhalarda durdurma çabaları olmuştur. Bunun en iyi örneği 1853-1856 Kırım Harbidir. Rusya’nın daha güneye inmesini istemeyen İngilizler ve Fransızlar Osmanlı’ya destek olmuş ve Osmanlı tehdidi yerinde sonlandırmak için Kırım Cephesini açmıştır. Bugün olduğu gibi o zaman da İngiltere ve Fransa’nın Rusya’nın daha güneye inmesini ve Akdeniz’e açılmasını istemediklerini görüyoruz. Macron’un Putin’e Fransa’nın da bir nükleer güç olduğunu hatırlatması, Boris Johnson’ın tüm gücüyle Rusya’yı ekonomik açıdan bertaraf etmekten vazgeçmeyeceğini deklare etmesi boşuna değildir.

Türkiye’nin temel güvenlik kaygılarını anlamak için 17 – 18 ve 19. Yüzyıllardaki Rus ilerlemesine bakmak yeterli olacaktır. Bahsi geçen doğal sınırları aşan Rusya’nın boğazları tartışmaya açmaktan çekinmeyeceği aşikardır. Peki Kırım Harbinde Rusya’ya tarihte savaş açan biz şimdi nerede duruyoruz?

ABD İçin Ukrayna Önemli mi veya Ne Kadar Önemli

Trump dış politika doktrinini “dost Rusya düşman Çin” mottosu üzerine kurgulamıştır. Nasıl Putin istihbarat kökenli bir devlet adamı olmanın avantajlarıyla hareket ediyorsa Trump da ehl-i ticaret olarak Abd için asıl tehdit olarak devasa ekonomisiyle Çin’i görmüş ve yorumlamıştı. Başkan Biden ise tam tersi bir politika izliyor ve Çin’i düşman görmüyor. Hatta Rusya’nın Ukrayna’yı işgal planları ile ilgili istihbaratları 3 ay önceden Çin’le paylaşacak kadar da cömert! Devletlerin hükümetlerden bağımsız olarak bir ulusal güvenlik ajandası olduğunu unutmamak gerekir. Hükümetlere bakmaksızın, Amerika’nın kendisi için gerçek ve asıl rakip olan Çin’e odaklandığını ve bunu ulusal bir politika haline getirdiğini Hint ve Çin denizlerindeki donanma hareketliliğinden görüyoruz. Amerika Çin Denizine odaklanıp enerjisini Çin’e vermek istiyor. Eski gücünde olmayan süper gücün aynı zamanda Avrupa ve Ortadoğu’da egemen güç olarak devam edebilmesi mümkün değil. Bunun kendileri de farkındalar ki Çin Denizine yoğunlaşırken buralardan kısmen çekiliyorlar. Çekilirken dikkat ettikleri birkaç husus şu şekildedir:

  • Ortadoğu’ya İran veya Rusya’nın güç boşluğundan istifade ederek çöreklenmemesi için bir emanetçi bulmak
  • Avrupa’da Nato üyesi ülkelerin başına buyruk hareket etmeyeceğinden emin olmak (Geçen yıllarda Macron’un Nato ile ilgili yorumları ve Avrupa Ordusu projesi bu husustaki tehlikenin az olmadığını gösteriyor)
  • Rusya’yı baskılamak suretiyle Çin Denizine odaklanmışken geride bir tehlike bırakmamak

Bu hususlarda çeşitli çözümler geliştirdiklerini görüyoruz. Çekildikleri yerleri İngiltere’ye bırakmış veya bırakacak olabilirler mi? Uzak ihtimal değil, zaten daha önce dünya liderliğini de İngiltere’den almıştılar. Bu durumda eski egemen güç sahaya emanetçi olarak geri dönüyor veya Amerika’ya emanet ettiği pozisyonu geri alıyor demektir. Boris Johnson’ın Ukrayna konusundaki çıkışlarını buna yorabilir miyiz?

Avrupa’da Nato ülkelerinin bağımsız olarak hareket etmesinin önüne geçmek için ortak bir tehdit olmalı ki Avrupa ulusları Nato ve Abd’den kopmasın. Bu ortak tehdit Rusya olabilir mi? Dolayısıyla Doğu’da büyüyen Rus tehdidi Avrupa’yı Abd etrafında konsolide ediyor ve bu durum Amerika’nın işine geliyor diyebilir miyiz?

Ukrayna’yı Nato’ya alıp Rusya’yı kendi evinde baskı altına almak veyahut Nato’ya almaksızın Rusya’nın kendi sınırlarında veya komşularında uzun sürecek karışıklıklar çıkarmak suretiyle Rusya’yı meşgul etmek yine Abd’nin planlarından biri olabilir. Çünkü Rusya kendi coğrafyasında meşgul edilirse, daha güneye inme siyasetinde eli zayıflayacak ve bu sayede ABD Çin ile ilgilenirken geride bir Rusya tehdidi bırakılmayacaktır. Zannımca Ukrayna’nın Abd için önemi bu kadardır. Rusya’yı meşgul edecek bir güç, ve iç karışıklıkların yaşanacağı bir coğrafya.

Yapbozun Eksik Parçası: Türkiye

Tüm bahsettiğimiz denklemlerde eğer Türkiye olmazsa eksik kalan hep bir şeyler olacaktır. Türkiye’siz bir Karadeniz ve Ortadoğu denklemi mümkün değildir. Eğer Amerika Çin Denizine odaklanmak istiyorsa İngiltere’ye olduğu kadar Türkiye’ye karşı da cömert olmalı ve Türkiye’nin hakkı olanı Türkiye’ye vermelidir. Türkiye olarak bizim için tarihsel deneyimler ışığında gönlümüz Ukrayna’dan yana olsa da Ukrayna – Rusya arasında bir seçim yapmamız oldukça zor. Cumhurbaşkanı Erdoğan 23 Şubat’taki gazetecilerle soru cevap faslında  “Ukrayna’dan vazgeç’ deseniz vazgeçemeyiz, çünkü ülkemizin buradaki çıkarları çok ileri derecede. ‘Rusya’dan vazgeç’ deseniz ondan da vazgeçemeyiz”  şeklindeki açıklaması diplomatik dil olarak da kalbimizin ne yanda attığını göstermektedir. Üstelik yıllardan beri Türkiye resmi ağızlardan Kırım ilhakını tanımadığını her fırsatta dile getirmektedir. Tarihsel deneyimler Ukrayna’yı her koşulda desteklememiz gerektiğini söylese de Rusya gibi bir gücü açıktan karşımıza almamız mümkün değil. Ayrıca Rusya ile aramızda bir rekabetçi ittifak ilişkisi de söz konusu.

Her şeyden önce kendi çıkarlarımız için üstümüze düşeni yapmaya hazır olabiliriz, ancak oyun kurucu ağırdan alıyorken Türkiye’nin fedailik yapıp kendini öne atmasını da kimse beklememelidir. Kendi çıkarları da söz konusu olsa hiç kimse nükleer kabiliyetleri olan bir kıta gücünü doğrudan karşısına almaz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 25 Şubat 2022 tarihli “NATO'nun daha kararlı bir adım atması gerekirdi.” şeklindeki açıklaması da Türkiye’nin kurumsal tutumunun özetidir. Kınama tiyatrosuyla Rusya’nın yayılmacı politikası önlenemez.  Batılı devletler konformist bir şekilde oturdukları yerden kınama yapmakla yetinirken kimse de Türkiye’nin gözünün içine bakmamalı.

***

 

Yazı dizimizin devamında bundan sonra ne yapılabilir ve Türkiye hangi adımları atabilir bunun üzerine kafa yoruyor olacağız. 

İkinci dünya savaşı esnasında ekmek kuyruğunda olan bir çocuk İsmet İnönü’ye “Paşam bizi ekmeksiz bıraktın” der. Cevaben reisicumhur “Evet sizi ekmeksiz bıraktım ancak babasız bırakmadım” demiştir. Ömrü harp meydanlarında geçen bir komutan elbette savaşı ve barut kokusunun ürperticiliğini, savaşın ne gibi sonuçlar doğuracağını çok iyi bilir. Ukrayna – Rusya savaşının bir an önce sona ermesini, çocukların babasız anaların evlatsız kalmamasını dilerim.

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar