Meltem Alacacı

Meltem Alacacı

Mail: [email protected]

X Kuşağının Çocukluğundaki Bayramlar

X Kuşağının Çocukluğundaki Bayramlar

Bir x kuşağı olarak çocukluk yıllarında hiç büyümeyeceğimi düşünürdüm. Yetişkinlerin yaşları hep çok uzak, hep olmayacak yaşlarmış gibi gelirdi. Ama hiçte öyle değilmiş; yıllar senin bu konuda ne düşündüğünü zerre önemsemeden akar ve o uzak bulduğun yaşlar aniden geliverirmiş.

Bizim çocukluğumuz, kardeşin kardeşe kırdırıldığı, aynının ötekileştirildiği, sağ ve sol diye bölündüğü bir iklimde geçse de yine de naifti bizim çocukluğumuzun Türkiye’si.Yalan, dolan, iltimas yoktu. Saygı, liyakat, samimiyet vardı.

Bayramlar ise bu samimiyetin en yoğun yaşandığı özel zamanlardı. Ulusal bayramlar coşkulu ve gururlu; dini bayramlar eğlenceli ve neşeli kutlanırdı.

Ulusal Bayramların tümünde, siyah okul önlüklerimiz ve beyaz yakalarımız jilet gibi ütülenir, kolalanmış beyaz kurdelelerimiz saçımıza özenle yerleştirilirdi. Kız öğrenciler her zamankinden daha güzel, erkek öğrenciler her zamankinden daha yakışıklı olurdu. Her yer bayraklar, çiçekler, kedi merdivenleri ile süslenirdi.

Atatürk ve silah arkadaşları için okuduğumuz şiirleri, Onlara da duyurmak ister gibi bağıra bağıra heyecan içinde okurduk. Hazırlıklar günler öncesinden başlardı ve o gün geldiğinde herkes, savaşan ve zafere ulaşan atalarının hisleriyle donanırdı.

Dini Bayramlarda ise tüm geniş ailenin eli öpülür, alınan harçlıklar özenle küçük cüzdanlara ya da ceplere yerleştirilir, kahvaltıdan sonra bir an evvel bayram alanına gitmek için sabırsızlanılırdı.

Anne/baba ya da nine/dede zoruyla öpülen eller vardı. ‘’Öp Ahmet Amcanın, Ayşe teyzenin elini kızım/oğlum.’’ İtiraz etsen de o el öpülür. İstemeye istemeye öpersin ama içinde de kocaman bir umut ‘’Ya bayram harçlığı verirse…’’ Çünkü her bayram harçlığı, bayram alanında geçirilecek fazladan saat demekti; çatapat demekti, elma şeker demekti, pamuk şeker demekti, salçalı-yumurtalı tost demekti, şak şak demekti, annene sormadan alacağın küçük bir takı demekti…

Bayram alanından aldığın şak şak, büyüklerin kafasını şişirdiğinde elinden alınır ve bir köşeye atılırdı. Sen ona bakarsın o sana bakar ama korkudan ertesi güne kadar tekrar oynayamazdın.

Velhasıl bizim çocukluğumuzun bayramları sade, mütevazı, huzurlu, samimi ve naifti. Yıllarla birlikte bu değerlerde değişti, evrildi. Ama zaten önemli olan bayramların değerini anlamak ve ona uygun davranmak.

Ulusal Bayramlarımızın değeri; geçmişimizi, kim olduğumuzu, nasıl bu günlere geldiğimizi, kimlere, neler borçlu olduğumuzu hatırlamak, bize bırakılan mirasa Cumhuriyet’e ve vatan topraklarına sahip çıkmak, bunun bilinciyle yaşamamız gerekliliğini hatırlatmasındandır.

Dini Bayramlarımızın değeri; var oluşumuzu sorgulamak, yaşama katkı sağlamak, dünyayı tüketmemek, yardıma gereksinimi olanlara yardım etmek, insan eşitliğini ve dengeyi saylamak adına iç muhasebe yapmamızı sağlamsındandır.

         Eskileri aratmayan, huzurlu ve mutlu nice güzel bayramlarımız olsun ki biz çaba gösterirsek olur.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar