Haberler Mail veya WhatsApp olarak gelsin!
Merkezefendi Kent Tiyatrosu Mart takvimini açıkladı
Merkezefendi Kent Tiyatrosu Ma...
16:27Ramazan’ın tınıları Merkezefendi’de İncesaz’la buluşuyor
Ramazan’ın tınıları Merkezefen...
15:38DTO’dan yeni hizmet binası hamlesi: İhale tamam
DTO’dan yeni hizmet binası ham...
15:32Depresyonla üzüntüyü karıştırmayın: İşte belirtiler
Depresyonla üzüntüyü karıştırm...
Denizli İl Sağlık Müdürü Berna Öztürk, son dönemde hakkında ortaya atılan FETÖ iddialarıyla yeniden gündemde. Anadolu Sağlık Sen tarafından ortaya atılan ve işleme alınmadığı iddia edilen dosyalarla ilgili soruşturma açılmaması, Denizli Valiliğinin olayla ilgili sessiz kalması dikkat çekiyor. Sendika, soruşturmanın hemen açılmasını ve eldeki dosyaların incelenmesini talep ediyor.
denizli24haber
EDİTÖR
Giriş: 07.10.2024 - 21:33
Güncelleme: 07.10.2024 - 21:33
Denizli’de Kasım 2017’den bu yana görev yapan İl Sağlık Müdürü Berna Öztürk, son dönemde hakkında ortaya atılan iddialarla gündemde. Anadolu Sağlık Sen Denizli Şube Başkanı Ahmet Yılmaz, 2021 yılında Sağlık Bakanlığı’na ilettiği ihbarların "gizli eller" tarafından örtbas edildiğini öne sürdü ve kendisinin haksız yere soruşturma tehdidiyle karşılaştığını iddia etti. Sağlık Bakanlığı müfettiş raporlarının işleme alınmadığını söyleyen Yılmaz, bu süreçte kendisinin de sürgün edilmekle tehdit edildiğini belirtti.
15 TEMMUZ SONRASI HAZIRLANAN RAPORLAR NEREDE?
Ahmet Yılmaz, 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin hemen ardından Berna Öztürk hakkında FETÖ/PDY kapsamında ciddi iddialar içeren bir soruşturma başlatıldığını ifade etti. Yılmaz’a göre, müfettiş raporlarında Öztürk'ün görevden alınması önerilmiş, ancak bu raporların işleme konulmadığı iddia ediliyor.
GENEL BAŞKAN’DAN ÇAĞRI
Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, çeşitli tarihlerde Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere yapılan şikâyetlerin araştırılması gerektiğini, aksi halde somut delillere dayandırılmadan yapılan açıklamaların iddiadan öteye geçemeyeceğini, bundan da Denizli halkının zarar göreceğini belirterek, “İddiada dikkati çeken iki önemli husus var; birincisi FETÖ bağlantısı, diğeri ise yapılması yılan hikâyesine dönen hastanenin yıllardır neden yapılamadığı” ifadelerini kullandı.
Denizli il temsilcisinin iddiasında Denizli İl Sağlık Müdürü Öztürk’ün görevden alınmasının önerildiği bir rapor düzenlendiğini belirten Taşkın, şunları söyledi: “Temsilcimiz Ahmet Yılmaz’ın çeşitli tarihlerde yaptığı şikâyetler nedeniyle Sayın Öztürk hakkında Valilik tarafından ön inceleme ve soruşturma yapılmış. Ayrıca Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca da inceleme yapılmış.
BAKANLIKLARCA BİR AN ÖNCE ARAŞTIRILMASINI İSTİYORUZ
Denizli’de yapılması planlanan Şehir Hastanesinin uzun yıllardır yapılamamış olması, temsilcimizin bu konudaki iddialarının araştırılmasını zorunlu kılıyor. Açıkça Denizli halkı cezalandırılıyor! Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca 2015-01-1174, 2015-01-1175, 2016-01-0185 ve 20121-01-0031 sayılı dosyaların Bakan Onayı ile gereği yapılmak üzere Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel müdürlüğüne, Denizli Valiliğine ve İçişleri Bakanlığına gönderildiği temsilcimiz Ahmet Yılmaz’a bildirilmiş ancak bugüne kadar gereği yapılmamıştır. Bu nedenlerle Denizli il temsilcimizin iddiaları göz ardı edilemez. Teftiş Kurulu’nun raporları neden sümen altı edildi, bu emri kim veya kimler verdi? Bu soruların cevapları ancak ciddi bir araştırma neticesinde ortaya çıkabilir. Adı ne olursa olsun tüm terör örgütlerine karşı bir sendika olarak, özellikle FETÖ terör örgütünün Milletimize, Meclis’imize, kutsal saydığımız değerleri kullanarak yaptığı ikiyüzlülüğü affetmiyor ve nerede ve hangi kurumda olursa olsun bunların gizli iltisaklarının, bağlantılarının ortaya çıkarılmasının zorunlu olduğunu düşünüyor ve bu düşünce kapsamında Denizli il temsilcimiz Ahmet Yılmaz’ın iddialarının ilgili Bakanlıklarca bir an önce araştırılmasını istiyoruz” dedi.
Öte yandan Öztürk hakkında ortaya atılan iddialar Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Terkoğlu tarafından ele alındı. Terkoğlu, Öztürk’ün Ak Partili bir siyasetçi tarafından korunduğuna dikkat çekti. Terkoğlu’nun yazısı şu şekilde:
Geçen hafta İsmail Saymaz’ın haberiydi. Altın Portakal’da sansürlenen “Kanun Hükmü” belgeselinin gösterimi, bu yıl da Antalya Valiliği tarafından yasaklanmıştı. Belgeselde KHK ile işinden edilen biri doktor biri öğretmen, iki solcu sendika üyesi konu ediliyordu.
Haberi okuduğum gün, CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’yla telefonda konuştum. Hayır, belgesel hakkında değil. Denizli’de yıllardır süren ve çifte standardı gösteren tartışmalı bir dosya hakkında.
Şöyle anlatayım...
Anadolu Sağlık-Sen isminde milliyetçi cenaha yakın bir sendika var. Sendika yönetimi, bir süredir Denizli Sağlık İl Müdürü B.Ö. ile sert bir mücadele veriyor. Nitekim ortaya serilen dosya, sendikanın il başkanı Ahmet Yılmaz sayesinde ortaya çıkmış.
Söylediğine göre 15 Temmuz sonrasında, il sağlık müdürü hakkında, içinde ciddi delillerin olduğu bir müfettiş raporu yazılarak Sağlık Bakanlığı’na teslim edilmiş. Söylediğine göre, Denizli’de etkili olan bir AKP’li siyasetçinin koruması altında olan B.Ö’nün dosyası sümen altı edilmiş.
Yılmaz, ısrarla var olduğunu iddia ettiği, numarasını ve tarihini verdiği raporun üstüne gitmiş. Devletin bütün kurumlarına dilekçe üstüne dilekçe vermiş.
Ne mi olmuş?
Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu, Ahmet Yılmaz hakkında soruşturma başlatmış. Dilekçe vermenin suç olmadığı tespitine rağmen, bakanlık tuhaf bir gerekçeyle sürgün kararı almış:
“Şikâyetleri birden fazla kuruma yaparak kurumları meşgul etmesinin ve konu ile ilgili yaptığı basın açıklamaları ile kurumlara olan güveni sarsmasının önüne geçilmesi, kurum yöneticilerinin yıpratılmasının önlenmesi amacıyla Ahmet Yılmaz’ın Denizli il emrinden alınarak başka bir il emrine atanmasının yapılmasının...”
Fakat...
Bu sürgün kararı uygulanmamış. Yılmaz’ın bu konuyla ilgili bir teorisi var. Söylediğine göre eğer bu karar uygulansa mahkemeye başvuracak, bu sefer sümenaltı edilen rapor mahkeme sürecinde açığa çıkacakmış. Bu yüzden sürgün kararı da bekletilmiş.
YILLAR SONRA KABUL EDİLDİ
Ancak bu sendika temsilcisini daha da hırslandırmış. Daha çetin bir mücadele başlamış. Bir sürü olay da buna ek olmuş. Örneğin geçmişte AKP’li olan Denizli Kale Belediye Başkanı Erkan Hayla, B.Ö’nün yeniden görevlendirilmesi nedeniyle B.Ö. hakkında FETÖ iddialarında bulunarak AKP’den istifa etmiş. Yetmemiş, bu süreçte B.Ö’nün eşinin şehirdeki bir özel hastanenin ortağı olması sebebiyle de “nasıl denetleyecek” sorusu gündeme gelmiş. Bunlara B.Ö’nün mahkeme kararlarına rağmen sürgün ettiği, hatta birinin babasının bu sürgün sırasında tedavisinin aksaması nedeniyle öldüğü sağlık çalışanlarının şikâyetleri eklenmiş.
Sonuçta...
Bir bilgisayarın varsa, bu oyun mutlaka sahip olman gereken bir oyunBüyüleyici bir fantezi rol yapma oyunu. O kadar güzel ki sadece görmek için bile yüklemeye değerRaid: Shadow Legends
Sağlık bakanı değişmiş. Ahmet Yılmaz bu kez yeni sağlık bakanına hitaben durumu anlatan bir dilekçe yazmış. Geçenlerde aldığı yanıtın ardından o da şaşırmış: “Müfettişler tarafından düzenlenen dört raporun bakanlık makamından alınan onay akabinde gereği yapılmak üzere Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne, Denizli Valiliği’ne ve İçişleri Bakanlığı’na gönderildiği anlaşılmıştır.”
Yıllardır yok denilen, kurcalayana soruşturma açılan, yetmedi sürgünlere neden olan rapor devlet tarafından resmen kabul edilmiş.
SİYASETÇİNİN KANATLARI ALTINDA
Ahmet Yılmaz darbeden 8 yıl sonra haklı çıktığına mı yansın? Yoksa bugüne kadar raporların devlet görevlileri tarafından saklanmasına mı? Haliyle herkes “Peki şimdi ne olacak” diye soruyor. Zira AKP’li ünlü siyasetçinin gölgesi halen şehrin üzerinde dolaşıyor. İl sağlık müdürü B.Ö. ise belki de bu güvenden dolayı soruları yanıtsız bırakıyor.
Gülizar Biçer Karaca da söz konusu siyasetçinin olan bitene müdahale ettiğini doğruladı. Öyle ki il sağlık müdürü B.Ö. hakkında verdiği soru önergelerine, bu yüzden validen yanıt geldiğini, vali ile “Siz bu bürokratın avukatı mısınız” diye gerildiğini anlattı ve ekledi:
“Soruşturma dosyalarının içeriğini gereğini yerine getirmeyenler ve bu dosyaları sümen altı edenler yargı önünde hesap vermelidir. Bu dört raporun içeriği mutlaka kamuoyuyla paylaşılmalıdır.”
Kısacası...
Bir yanda işten atılan solcu bir öğretmen ve bir doktorun hikâyesini anlatan belgeseli yasaklayan devlet. Öbür yanda “Benim memurum” dediği bürokrat hakkındaki FETÖ iddialarını içeren müfettiş raporlarını sümen altı eden ve sonunda yaptığını kabul eden aynı devlet. Ortada bir çifte standardın olduğu açık değil mi?
Siz adaletin ne olduğunu kısa çöpe, kesik parmağa, susuz toprağa sorun. Emin olun anlatacak en az bir hikâyesi vardır.