Haberler Mail veya WhatsApp olarak gelsin!
Kalite ve Estetiği Buluşturan Mimarlık ve Restorasyon Çözüml...
Kalite ve Estetiği Buluşturan...
23:36Güvenli Taşınmanın Temeli ve Şehir İçi Nakliyat Planlaması
Güvenli Taşınmanın Temeli ve Ş...
23:35Yazıcı Bakımı ve Kafa Temizliği: Cihazınızı İlk Günkü Perfor...
Yazıcı Bakımı ve Kafa Temizliğ...
18:23Akü Sağlığını Koruma Yöntemleri
Akü Sağlığını Koruma Yöntemler...
Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olmasının, yoksulluk nafakası ile sorumlu tutulmasını engellemeyeceğine hükmetti. Emsal kararla birlikte, cezaevindeki kocalar da kusurlu bulunmaları halinde nafaka ödeyecek.
denizli24haber
EDİTÖR
Giriş: 21.03.2022 - 06:55
Güncelleme: 21.03.2022 - 06:55
Bölge Adliye Mahkemesi, davalı erkeğin cezaevinde hükümlü bulunduğu, yapılan araştırmada geliri ve mal varlığının bulunmadığı gerekçesiyle davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verdi. Karar davacı kadın tarafından temyiz edilince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi.
Yargıtay kararında, davalı erkeğin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olmasının yoksulluk nafakası ile sorumlu tutulmasını engellemeyeceği vurgulandı. Kararda şu ifadelere yer verildi:
“Yoksulluk nafakası yükümlüsünün çalışmasına bedensel veya ruhsal bir engeli bulunmadığı sürece, düzenli bir gelirinin bulunmaması onu yoksulluk nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Aksi düşünce, yoksulluk nafakası alacaklısının haklarının ileriye dönük olarak kaybedilmesine sebep olur. Yoksulluk nafakası yükümlüsünün ekonomik durumu, ancak nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınır. Boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının kusursuz olduğu belirlenmiştir. Yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasından davacı kadının çalışmadığı, düzenli ve yeterli gelirinin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi şartları davacı kadın bakımından oluşmuştur. Davacı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”