Haberler Mail veya WhatsApp olarak gelsin!
Buldan’da Yanan Ormanlar Bu Kez Karla Beyaza Büründü
Buldan’da Yanan Ormanlar Bu Ke...
12:38Denizlili kablo devine fason vurgunu! 5 milyon dolarlık zara...
Denizlili kablo devine fason v...
10:38DESKİ’den Yumrutaş’a 8,1 Milyon TL’lik İçme Suyu Yatırımı
DESKİ’den Yumrutaş’a 8,1 Milyo...
10:30Merkeze çekilen Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun’a yeni göre...
Merkeze çekilen Denizli Valisi...
Bu ülkenin içinde her türlü klik vardır. Fonlanmış yapılar vardır. Sivil görünen ancak devlet refleksi olmayan kurumlar vardır. Daha da önemlisi, istihbarat dediğimiz yapı bile tek başına mutlak bağımsız hareket edebilecek bir tarihsel derinliğe sahip değildir. Çünkü yüz yılda kurulmuş bir devlet aklı, yüzlerce yıllık bir imparatorluk bakiyesi üzerinde, yeni bir yönetim biçimiyle ayakta durmaya çalışmaktadır. Bu bir suçlama değil, bir gerçekliktir.
Türkiye, coğrafyanın merkezidir. “Coğrafya kaderdir” denir; doğrudur. Ancak bu kader romantik değil, serttir. Üç kıtanın kesişim noktasında olmak yalnızca bir ticaret yolu olmak değildir; aynı zamanda bir çatışma yolu olmaktır. Enerji hatlarına yakın olmak, doğal kaynak havzalarına komşu olmak, bir geçiş kapısı olmak sizi doğal olarak herkesin hedefi hâline getirir. Bu yüzden Türkiye’de “normal” bir dönem yoktur. Olan yalnızca görece sakin dönemlerdir.
DEAŞ, PKK, Hizbullah, FETÖ ve adı değişen ancak fon kaynağı değişmeyen onlarca yapı… Bunların hiçbiri birbirinden kopuk değildir. İsimleri farklıdır, ideolojileri farklıdır, yöntemleri farklıdır; ancak beslenme kaynakları benzerdir. Kimi etnik fay hatlarını kaşır, kimi mezhebi, kimi dini, kimi ise sınıfsal adaletsizliği kullanır. Hepsinin ortak noktası şudur: Türkiye’nin devlet aklını yormak, güvenlik refleksini dağıtmak ve uzun vadede ülkeyi yönetilemez hâle getirmek.
PKK yalnızca bir terör örgütü değildir; aynı zamanda bölgesel bir kaldıraçtır. DEAŞ yalnızca radikal bir yapı değildir; kontrollü kaos üretme aracıdır. Hizbullah yalnızca yerel bir örgüt değildir; Orta Doğu denkleminde taşeronlaştırılmış bir aparattır. Bu yapılar sahada birbirleriyle çatışıyor gibi görünse de üst akılda aynı masanın ürünüdür. Çünkü istihbarat dünyasında düşmanlıklar değil, çıkarlar vardır.
Türkiye’nin temel problemi şudur: Tehditleri genellikle sonuç üzerinden tartışıyoruz. Oysa mesele sonuç değil, altyapıdır. Eğitimsiz bir toplum, en pahalı güvenlik sistemlerinden bile daha büyük bir güvenlik açığıdır. Analitik düşünemeyen, tarih okumayan, jeopolitiği slogandan ibaret sanan bir nesil, en kolay yönlendirilen nesildir. Yönlendirilen toplumlar ise en çok kendi içinden vurulur.
Bugün Türkiye’de her türlü sorun çıkabilir: etnik, mezhepsel, ekonomik, psikolojik, dijital… Hibrit savaş tam olarak budur. Tankla değil, zihinle girilen bir savaştır. Sosyal medya, kültür ve eğitim zaafları üzerinden yürütülen bir kuşatma söz konusudur.
Bunun tek gerçek çözümü vardır: ciddi bir eğitim altyapısı. Ezberci değil, analitik; biat eden değil, sorgulayan; tarihini kutsallaştıran değil, anlayan; devleti romantize eden değil, devlet aklını öğrenen bir eğitim sistemi. Güçlü bir ordu elbette önemlidir; ancak güçlü zihinler olmadan ordu da yalnız kalır.
Bunlar kötü günler değildir. Asıl tehlikeli olan, “her şey yolunda” sanılan günlerdir. Çünkü bu topraklarda tehlike hiçbir zaman kapıyı çalmaz; zaten içeridedir.
Bu coğrafyada ayakta kalanlar yalnızca güçlü olanlar değil, hazırlıklı olanlardır.
Artık romantik Atatürk hayranlığını bırakıp *Nutuk*’u gerçekten okumak zorunlu hâle gelmelidir. Dinî inançların temelleri kulaktan dolma bilgilerle ve Arap kültürüyle yaşanmamalıdır. *Kur’an*, anlaşılır şekilde okutulmalı ve başka bir kaynak kutsallaştırılmamalıdır. Tarihî duruşumuzu ve kültürümüzü derinden bozacak, sanat adı altında yapılan çalışmalar yasaklanmalı; gerçekler konuşulmalı ve doğru biçimde yansıtılmalıdır.
Aksi hâlde düşman yalnızca isim ve biçim değiştirir ve bir gün mutlaka kazanır.
“Bize bir şey olmaz” diyenlere sesleniyorum:
Madem olmazdı, onca devleti kurduğumuzla övünmek yerine neden yıkıldıklarını hiç düşündünüz mü?
Ey Türk, titre ve kendine gel.
23.12.2025 - 13:09
31.07.2024 - 10:22
15.04.2024 - 09:06
11.09.2023 - 08:35
28.08.2023 - 06:39
03.07.2023 - 04:22
02.06.2023 - 09:32
31.03.2023 - 05:19
04.01.2023 - 05:27
15.12.2022 - 04:36
07.11.2022 - 08:58
11.08.2022 - 11:10
02.07.2022 - 11:53
27.06.2022 - 09:41
24.03.2022 - 10:10
03.01.2022 - 09:15
28.11.2021 - 11:56
16.11.2021 - 08:45
12.10.2021 - 09:58
31.08.2021 - 10:58
23.08.2021 - 05:42
23.08.2021 - 04:39
09.07.2021 - 10:25
30.06.2021 - 11:12
21.06.2021 - 09:25
10.06.2021 - 09:47
02.06.2021 - 11:02
19.05.2021 - 11:22
05.05.2021 - 04:44
21.04.2021 - 07:17
13.04.2021 - 05:22
02.04.2021 - 07:25
23.03.2021 - 12:47
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.
Henüz yorum yok