Haberler Mail veya WhatsApp olarak gelsin!
Denizli Şehir Hastanesi Su Polemiği Meclisi Kilitledi
Denizli Şehir Hastanesi Su Pol...
16:34Denizli Büyükşehir Belediyesi'nden Kayak Merkezi açıklaması
Denizli Büyükşehir Belediyesi'...
15:43Denizli'de Toprak Kayması; Hızlı Müdahaleyle Yollar Açıldı
Denizli'de Toprak Kayması; Hız...
15:37Yunus Emre Sosyal Tesisi’nin Temeli Atıldı
Yunus Emre Sosyal Tesisi’nin T...
Bir yüzükle geldiler, pahalı çantalara, bin odalı saraylara, arabalara, uçaklara, yatlara, katlara, villalara, yazlık-kışlık saraylara vardılar.
Muhalefetteyken ‘’Hazineden çıkan fakir fukaranın hakkıdır, üç beş kişinin saltanatı için kullanılamaz’’ dediler, iktidarlarında fakir fukara daha da fakirleşti, saltanat sürenlerin ise sayısı arttı.
Yöneticileri mütevazı konutlarda, mütevazı hayatlar yaşayan, halkı refah içinde olan AB üyeliği hedefiyle geldiler; yöneticileri saraylarda, şatafat içinde yaşayan, halkı sefalet içinde olan Ortadoğu ülkesi haline vardırdılar.
‘’Başı örtülü bacıma zulmediliyor’’ diye geldiler, Filistin için pankart açan başı örtülü bacılarını plastik kelepçeyle gözaltına aldılar; bütün halka, başı örtülü, başı örtüsüz, kadın, erkek, çoluk, çocuk, yazar, çizer herkese zulme vardılar.
Dindar nesil diye geldiler, dinle alakası olmayan, dini yanlış anlayan, dini kullanan, Emevi geleneklerini din sayan, dinci nesle vardılar.
22 yılda ülkeyi öyle bir hale getirdiler ki her gün ayrı bir kötülükle karşı karşıya kalıyor, ‘’Yok artık bu kadar da olmaz’’ dedirten durumlar yaşıyoruz.
Yeni doğan bebekler hastanelerde öldürülüyor. Çocuklar gecenin karanlığında okula gidiyor, pis okullarda, kalitesiz eğitim görüyor, Milli Eğitim cemaatlerle işbirliği yapıyor. Çocukların çok önemli bir bölümü et, süt gibi büyümeleri için gerekli besin maddeleriyle beslenemiyor. Ülkede bir gelecek göremeyen, nefes alamayan, konuşamayan gençler ülkeyi terk ediyor.
Savcı adayı bir genç baskı ve tehditler karşısında intihar ediyor. Atanamayan öğretmenler çareyi yaşamına son vermekte buluyor. Mühendisler faili meçhul cinayetlere kurban gidiyor. Sokak canları barınaklarda katlediliyor.
Maddi yolsuzlukları saymıyorum bile, ondan da kötüsü gençlerin geleceğini ve umudunu çalan mülakat yolsuzlukları gençlerin hayatını mahvediyor; yazılı sınav birincileri mülakatta eleniyor. Liyakatsiz atamalarla, hem o görevi hak edenlerin hakkı yeniyor, hem de bürokratik kadroların kalitesi ve etkinliği ortadan kaldırılıyor. Nepotizmin sınırları zorlanarak devlet kadrolarına maaile yerleşiliyor.
Terörist başını, millete sormadan, milletin meclisine davet ettikleri yetmiyormuş gibi, bir de çocuğunu bu vatan için şehit vermiş ana-babayı tehdit ediyorlar.
Potansiyeli olmayan yerlere yap-işlet-devret modeli ile havaalanı yaptırıp, yüzlerin uçmadığı havaalanlarına milyon yolcu garantisi veriyorlar.
Cana kıyanlar, hırsızlar, istismarcılar, salıveriliyor; düşüncesini açıklayan, anayasal hakkını kullanarak yürüyüş yapanlar içeri alınıyor.
En büyük banknotla 1 kg et alınamıyor. OECD ülkeleri içinde, ülkemiz 113 ülke içinde hukukun üstünlüğü sıralamasında 101.sırada iken gıda enflasyonunda 1. sırada. Hal böyleyken, ülkede tarım ve hayvancılığı bitirmişlerken, Suriye’nin tarımını kalkındırmayı planlıyorlar.
İktidarın, her alanda büyük bir toplumsal çöküşe neden olan, demografik yapımızı bozan onca politikalarına, onca yanlışına karşı muhalefet ne yapıyor, ışıkları açıp kapatıp, kırmızı kart gösteriyor.
Bütün bu sorunların pek çok nedeni var ama ana nedeni; iktidarın içselleştirdiği, muhalefetin kanıksadığı ama bizim asla benimsemediğimiz, denge-denetleme-güçler ayrılığının olmadığı tek adam sistemidir. Tek adam sisteminden en ivedi şekilde çıkmamız gerekiyor, bu deli gömleğini çıkarmanın tek yolu halkın birliği ve bütünlüğüdür. Bizi, din, mezhep, ırk, siyasi görüş, yaşam şekli vs. şeklinde bölmelerine izin vermemeliyiz. Böl ve yönet taktiğinin bizde işlemediğini göstermeliyiz. Aklı, bilimi, ilimi, eğitimi, etiği, adaleti öncelemeliyiz.
Gün gibi açık ki iktidar ve muhalefet aynı kayıkta ama biz halk olarak aynı gemideyiz; nicelik ve nitelik olarak güçlü olan biziz. Gücümüzü azımsamayalım, azımsatmayalım.
23.12.2025 - 17:01
31.10.2025 - 11:30
16.04.2025 - 07:03
12.03.2025 - 08:58
07.10.2024 - 05:18
30.07.2024 - 08:41
27.03.2024 - 05:13
16.01.2024 - 05:06
27.10.2023 - 05:47
28.08.2023 - 08:44
19.07.2023 - 10:37
20.06.2023 - 04:48
16.05.2023 - 05:28
08.04.2023 - 08:34
28.02.2023 - 05:39
20.01.2023 - 04:44
14.11.2022 - 06:56
18.08.2022 - 03:12
06.08.2022 - 05:05
03.06.2022 - 05:14
18.04.2022 - 06:06
18.02.2022 - 07:57
07.02.2022 - 06:40
27.01.2022 - 10:56
10.01.2022 - 06:06
08.10.2021 - 09:17
01.10.2021 - 09:53
10.08.2021 - 05:14
07.07.2021 - 03:28
23.06.2021 - 09:10
24.05.2021 - 05:51
30.04.2021 - 06:23
23.04.2021 - 04:54
20.04.2021 - 09:33
14.04.2021 - 08:31
02.04.2021 - 06:18
02.02.2021 - 11:40
27.12.2020 - 07:36
26.10.2020 - 11:15
12.09.2020 - 11:10
02.09.2020 - 11:16
16.08.2020 - 08:30
11.08.2020 - 08:05
29.07.2020 - 08:39
09.05.2020 - 07:24
02.05.2020 - 07:24
15.04.2020 - 10:40
26.03.2020 - 09:15
25.03.2020 - 11:10
09.03.2020 - 08:47
04.03.2020 - 08:18
12.02.2020 - 09:01
28.01.2020 - 05:14
29.12.2019 - 07:21
16.11.2019 - 06:54
29.10.2019 - 04:11
08.10.2019 - 11:22
12.09.2019 - 07:59
23.08.2019 - 05:27
21.08.2019 - 08:22
03.08.2019 - 09:09
07.05.2019 - 10:47
24.04.2019 - 13:13
16.04.2019 - 07:19
01.04.2019 - 16:59
26.03.2019 - 12:11
22.03.2019 - 14:17
08.03.2019 - 06:52
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.
Henüz yorum yok