Haberler Mail veya WhatsApp olarak gelsin!
105 Kiloya Çıkmıştı, 9 Ayda 30 Kilo Verdi
105 Kiloya Çıkmıştı, 9 Ayda 30...
13:15Karahasanlı’da 7 Bin Kişilik İftar Sofrası Kuruldu
Karahasanlı’da 7 Bin Kişilik İ...
11:50Benzin ve motorine zam geldi
Benzin ve motorine zam geldi
11:4906 Mart Cuma Denizli’de planlı kesinti: İlçe ilçe liste
06 Mart Cuma Denizli’de planlı...
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Savunma Sanayii ile ilgili bazı düzenlemeler getiren kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sundu. CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, bu teklife sert tepki göstererek hükümetin, halkın dikkatini ekonomik krizden uzaklaştırmaya çalıştığını iddia etti. Arpacı'ya göre, “İsrail tehdidi” söylemi, savunma sanayii yatırımlarını haklı çıkarmak adına ortaya atılıyor.
denizli24haber
EDİTÖR
Giriş: 12.10.2024 - 06:12
Güncelleme: 12.10.2024 - 06:12
CHP’li Arpacı, AKP'nin savunma sanayiine yönelik bu teklifiyle, gelir artışı düzenlemeleri getirildiğini ve bunun, halkın sırtına yeni bir yük bindirdiğini belirtti. Arpacı, "Bu kanun teklifiyle, savunma sanayii adına ülkemizdeki milyonlarca vatandaşa haksız bir yük getirilmekte. Vatandaşın cüzdanına saldıran bu düzenleme, ekonomik adaletsizlik örneğidir. Adeta topluma tepeden bakan bir yaklaşımla, ekonomik sorunları örtbas etmeye yönelik bir hamle" dedi.
Arpacı, AKP'nin bu kanun teklifini savunmak için “İsrail tehdidi” argümanını kullanacağını ve bu söylemin halkı yanıltmaya yönelik olduğunu belirtti. Arpacı, "Genel Başkanımız Özgür Özel'in de vurguladığı gibi, İsrail Türkiye'ye saldıracak söylemi, ekonomik krizi gizlemek için bir manipülasyon aracıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya attığı bu söylem, halkın dikkatini ekonomik krizden uzaklaştırmaya yönelik bilinçli bir çabadır" dedi.
CHP’li Arpacı, basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Yoksulluk Konuşulmasın Diye Sahte Bir Güvenlik Krizi Yaratılmakta”
“Savunma sanayiine yatırım yapmak elbette bir ulusal güvenlik meselesidir; ancak bu yatırımların gerçek bir tehditten mi kaynaklandığı, yoksa hükümetin içine düştüğü ekonomik çıkmazı örtmek için mi kullanıldığı ciddi bir soru işaretidir. Genel Başkanımızın işaret ettiği gibi, Erdoğan’ın bu tür tehdit söylemleriyle halkın dikkati ekonomik krizden uzaklaştırılmak isteniyor. Yükselen enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik ve derinleşen yoksulluk konuşulmasın diye sahte bir güvenlik krizi yaratılmakta ve bu kriz üzerinden savunma sanayisi yatırımları haklı gösterilmeye çalışılmaktadır.
“Adaletsiz ve Keyfi Ücretlendirme”
Düzenlemenin en çarpıcı ve skandal niteliğindeki maddesi, limiti 100 bin liranın üzerinde olan kredi kartı kullanıcılarından yıllık 750 TL alınmasını öngörmektedir. Böylesine adaletsiz ve keyfi bir ücretlendirme, halkın büyük bir kesiminin kredi kartı kullanarak temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığı bir dönemde, insanları daha da borç batağına itmekten başka bir şey değildir. Kredi kartı limiti yüksek olan her birey, yüksek gelirli değildir; çoğu insan geçimini sağlamak için kredi kartına mecbur kalmaktadır. Bu düzenleme, vatandaşın cebine uzanan bir devlet elinden başka bir şey değildir ve ekonomik gerçeklerle hiçbir ilgisi yoktur.
Vatandaşın Nefes Alması İmkânsız Hala Gelecek
Bu da yetmezmiş gibi, tapu ve kadastro işlemlerine getirilen fahiş ücretler, taşınmaz satışlarında alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı 750 TL alınması, noter işlemlerine eklenen aşırı maliyetler, ekonomik zorluklarla boğuşan vatandaşların nefes almasını imkânsız hale getirecektir. Halihazırda emlak ve araç piyasasında yaşanan yüksek fiyat artışlarına ek olarak getirilen bu yeni vergiler, zaten zor durumda olan halkı daha da ezmektedir. Tapu işlemlerinde alınacak bu keyfi bedeller, orta ve dar gelirli kesimlerin ev sahibi olma hayallerini tamamen yok etmektedir. Noterlik işlemlerinde sıfır araç tescili için 3.000 TL, ikinci el araç satışlarında 1.500 TL gibi astronomik ücretler talep edilmesi, insanları yasal yollardan uzaklaştırarak kayıt dışı ekonomiyi teşvik etmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.
Savunma Sanayii İçin Krizin Derinleştiği Dönemde Halkın Cebine El Uzatmak Vicdansızlıktır
Savunma sanayisinin finansmanı, elbette ülkemiz için stratejik bir öneme sahiptir; ancak bunu yaparken halkın cebine bu kadar pervasızca el atmak, kabul edilemez. Ekonomik krizin derinleştiği, enflasyonun kontrolden çıktığı bir dönemde, halkın üzerine yeni vergiler ve masraflar eklemek vicdansızlık ve yönetim sorumluluğunun tamamen terk edilmesidir. Üstelik, bu düzenlemenin hiçbir sosyal adalet boyutu gözetilmeden, sadece mali hedeflere ulaşmak amacıyla hazırlandığı açıktır. Halkın refahını gözetmeyen bu tür kararlar, toplumsal huzursuzlukları artırmakta ve devlete olan güveni sarsmaktadır.
Bu Teklifin Arkasındaki Anlayış Halkın Sırtından Bütçe Doldurma Girişimidir
Sonuç olarak, bu teklifin arkasında yatan anlayış, halkın sırtından devlet bütçesini doldurma girişimidir. Savunma sanayisini finanse etmenin daha adil ve sürdürülebilir yolları bulunabilirken, vatandaşlara bu denli ağır mali yükler yüklemek, yönetimin halka olan sorumluluğuna ihanet etmektir. Halkın gerçek gündemi yoksulluk, hayat pahalılığı ve ekonomik çöküntüdür. İktidar, sahte tehditlerle halkı oyalamayı bırakmalı ve gerçek sorunlara çözüm üretmelidir. Bu ülkenin güvenliği, sadece savunma sanayiine yapılan yatırımlarla değil, aynı zamanda ekonomik refahın sağlanmasıyla mümkündür. Bu kanun teklifi geri çekilmeli, devlet halkına daha fazla yük bindirmek yerine, ekonomik sıkıntılara çözüm bulma yolunda adımlar atmalıdır. Vatandaşı ezen, sosyal adaleti yok sayan bu tür düzenlemeler asla kabul edilemez.”