Haberler Mail veya WhatsApp olarak gelsin!
Denizli Kayak Merkezi açılıyor
Denizli Kayak Merkezi açılıyor
14:26Denizli Kayak Merkezi Davasında 'Yürütme Durdurma' İddiası
Denizli Kayak Merkezi Davasınd...
14:18Pamukkale Üniversitesi’nde O saatlerde sınav ve ders olmayac...
Pamukkale Üniversitesi’nde O s...
14:07Zorlu havaya rağmen Baklan’da sosyal tesis inşaatı durmadı
Zorlu havaya rağmen Baklan’da...
Bulaşık makinesine güvenmeyen, “Makine mi iyi yıkar, ben mi!” diye kendiyle iddiaya giren Türk annelerinin aslında performans sanatının yerli temsilcileri olduğunu biliyor muydunuz?
Köpüklerle dolu bir lavabo, tam yıkanacakken kaçan çatal ve "Bu cam bardaklar neden hep bu kadar hassas?" diye iç geçirilen anlar... Bize göre sıradan, ama bir sanat tarihçisine göre: enstalasyon!
Modern sanat, Duchamp’ın pisuvarını galeriye koyduğu gün başladıysa, bizim de annemizin zeytinyağlı tenceresini misafirin gidişinden sonra vitrine kaldırdığı gün evdeki sanat başlamıştır. Çünkü mesele "ne" olduğunda değil, "nasıl" sunulduğundadır.
Bulaşık yıkarken akan suyun ritmi, sabunun köpüğündeki geçici desenler, ellerin hızla ama ahenkle hareket etmesi... Anlayamazsınız.
Eğer bir sanat tarihçisi olsaydınız buna “evsel ekspresyonizm” derdiniz ama biz deriz ki: “Çaydanlık altı yanmasın da, sanatı sonra konuşuruz.”
Ev hanımlarının sabah ritüeli: çocuk beslenmesi + eşin gömleği + elektrik süpürgesi üçlemesi... Arada sıkışan "Ben kimim, neden bu kadar yıkıyorum?" sorusu. İşte tam orada sanat devreye girer. Çünkü farkındalık dediğimiz şey, tam da o "Çatal neden ters duruyor?" sorusunda başlar.
Bulaşık makinesini yerleştirirken estetik algısı gelişir insanın. Büyük tabakları arkaya, küçükleri öne... Simetri, denge, oran-orantı... Ne diyelim?
Vitruvius bile mutfağınıza gelse, "Sanatın temeli bu kadının düzeninde saklı," derdi.
Ama tabii modern sanat dediğimiz şey biraz da tartışmalı. Düşünsenize, çocuk maması artığı olan bir kaşığı duvara yapıştırın, yanına da “İzlenim: Sebze Çorbası” yazın; Bienal’de sergilersiniz! Üstelik sanat eleştirmenleri gelir ve şöyle der:
“Bunu izlerken çocukluk travmalarımı düşündüm.”
Sanat sadece müze duvarına asılacak bir tablo değildir. Evde pişen yemek, çamaşırların renk uyumu, çocukların odasına yerleştirilen oyuncak bile bir tasarımdır. Ve tasarımın olduğu yerde sanat vardır.
İşte bu yüzden, günümüzün sanatını sadece galeri duvarlarıyla sınırlandırmak biraz dar bir bakış açısı. Çünkü en değerli sanat, belki de evlerimizde, gündelik hayatın tam ortasında gizli. Öyleyse bir dahaki bulaşık yıkadığınızda, o köpüklerin, o sabunun, o hareketin bir anlamı olabileceğini unutmayın. Belki de dünyanın en büyük sanatçılarından biri, tam da sizin mutfak masanızın karşısında, sabah kahvaltısının ardından bulaşık süngerinizi tutuyor.
Ve şunu unutmayalım: Her zaman sanatı hak ettiği gibi görmeliyiz. Hatta, belki de biraz da bulaşık yıkarken!
30.05.2025 - 12:58
05.05.2025 - 15:22
26.04.2025 - 08:48
22.04.2025 - 11:42
16.04.2025 - 07:51
04.04.2025 - 05:44
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.
Henüz yorum yok