Haberler Mail veya WhatsApp olarak gelsin!
Denizli Kayak Merkezi açılıyor
Denizli Kayak Merkezi açılıyor
14:26Denizli Kayak Merkezi Davasında 'Yürütme Durdurma' İddiası
Denizli Kayak Merkezi Davasınd...
14:18Pamukkale Üniversitesi’nde O saatlerde sınav ve ders olmayac...
Pamukkale Üniversitesi’nde O s...
14:07Zorlu havaya rağmen Baklan’da sosyal tesis inşaatı durmadı
Zorlu havaya rağmen Baklan’da...
Kadın-erkek eşitliği dediniz, nice güzel şeyin altına imza attınız. Derken ipin ucu kaçtı, eşitliği savunacağız
derken yaratılışın dengesini, doğanın düzenini darmadağın ettiniz. Şimdi geldiğimiz noktada, erkekler
normal doğum hakkında fikir beyan ediyor. Evet evet, doğum hakkında! O ağrının kaç saat sürdüğünden
bihaber olan, nefes egzersizi deyince yoga sanan adamlar doğumun nasıl olması gerektiğine karar veriyor.
İyi de siz bu eşitlik işini nereye kadar genişleteceğinizi konuşmadınız mı baştan? Eşitlik kadını güçlendirsin,
sesi çıksın istedik, peki bu eşitlik neden erkeğe doğum hakkında ahkâm kesme cesareti verdi? Ne zaman
“eşitiz” dedik, adam kalktı “ben de konuşurum” dedi.
Siz zannettiniz ki eşitliği savunmak sizi yüceltecek. Oysa sadece söz hakkını herkese dağıttınız. Yıl olmuş
2025. Mars’a koloni kurma planları yapılıyor ama bizim mahallede hâlâ “kadınlar normal doğurmalı”
tartışılıyor. Ama durun, işin daha ironik kısmı geliyor:
Bu fetvaları alkışlayan kadınlar da var. Çünkü bizde kadın olmak, bir nevi Gladiator filmi gibi. "Ben
arenadan canlı çıktım, sen de çıkacaksın!" Hayatta kalmış ama içinden sevgi geçmemiş kadınların, diğer
kadınlara “çile sınavı” vermesi kaçınılmaz.
Normal doğum övüle övüle, sanki doğuran kadınlara madalya takılacak zannedersin.
Epidural alanlar mı? Onlar zaten "tembelliğin temsilcisi." Sezaryen olanlar? Onlar mı? "Onlar anne bile
sayılmaz!"
Aman ha, anne tanımı da çok hassas bir mesele çünkü her şeyin normali artık ortalama bir Twitter
yorumcusu tarafından belirleniyor.
"Ben üç çocuk doğurdum, hepsi NORMAL!" diyen teyzemize selam olsun. Keşke bu “normal”i biraz da
sevgiyle, anlayışla, birbirini yargılamadan yaşatsaydık. Kadının kadına en büyük düşman olduğu bu çağda
doğurmak mı daha zor, yaşamak mı?
Kadın Bedeni: Toplumun Açık Büfesi
Kadın bedeninin üzerinde o kadar çok fikir var ki sanırsınız herkes bir ortak miras davasında söz sahibi.
Kadın kilo alır: “Yazık, kendini salmış.” Kilo verir: “Yok artık bu kadar da zayıf olunmaz ki, kemik gibisin.”
Makyaj yapar: “Kendini boyuyorsun, doğal ol.” Yapmaz: “Kendine hiç bakmıyor.”
Toplum olarak bir kadının bedenine gösterdiğimiz ilginin çeyreğini, eğitim sistemine gösterseydik OECD
raporlarında Finlandiya ile yarışıyorduk. Ama yok, bizim en sevdiğimiz şey bir kadının ne giydiğini, ne
doğurduğunu, nasıl güldüğünü, nereye baktığını yorumlamak.
Sıra geliyor meşhur cümleye:
“Sen de kadınsın ama...”
Hayır. Hayır canım kardeşim. Ben "kadınım" diye kadınlar hakkında fikir beyan etme zorunluluğum yok.
Ben insanım ve sadece kendi hayatımın başrolüyüm. Diğer insanların rollerini çalmaya da niyetim yok.
30.05.2025 - 12:58
16.05.2025 - 12:13
05.05.2025 - 15:22
22.04.2025 - 11:42
16.04.2025 - 07:51
04.04.2025 - 05:44
Yorum Yap
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.
Henüz yorum yok