Denizli
21 Nisan, 2024, Pazar
  • DOLAR
    32.44
  • EURO
    35.05
  • ALTIN
    2347.7
  • BIST
    9003.22
  • BTC
    69462.36$

1-7 MART DEPREM HAFTASI VE DENİZLİ DEPREMSELLİĞİ

04 Mart 2024, Pazartesi 14:05
1-7 MART DEPREM HAFTASI VE DENİZLİ DEPREMSELLİĞİ

Ülkemiz Dünyanın en etkin ve aktif deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır. Ülkemizin yüz ölçümünün %42’ si birinci derece deprem kuşağı üzerindedir. 20. Yüzyılın başlarından beri yapılan çalışmalar Türkiye de yaklaşık olarak her 2-3  yılda bir yıkıcı deprem olduğunu göstermektedir. Bu durum depremin Türkiye de kaçınılmaz bir doğal afet olduğunun göstergesidir. Yapılması gereken ise deprem olmadan önce gerekli önlemleri almak ve her an deprem olacakmış gibi yaşamaya alışmaktır. İşte bu kapsamda ülkemizde vatandaşlarımızın depreme karşı hazırlıklı olmasının sağlanması, depremden korunma yollarının anlatılması ve toplumda afete hazırlık bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla her yıl 1-7 Mart tarihleri arasında çeşitli etkinlik ve panellerle deprem gerçeğine dikkat çekilmektedir. Her zaman söylediğim gibi, jeoloji mühendisi olarak basında yer almamın tek sebebi mesleğim ve deprem konusunda farkındalık yaratmak.

Jeoloji mühendisi olmadan afetle, depremle mücadele mümkün olmayacağı için ve Deprem denilince ilk akla gelen meslek gruplarından olan jeoloji mühendislerinden biri olarak bu konuda bende bir şeyler yazmak ve konuya dikkat çekmek istedim.

Aslında ülkemizde deprem gerçeğinin herkes tarafından anlaşıldığı ve yetkililerin daha somut adımlar atmaya başladığı bir tarih var. Evet, sizlerin de tahmin ettiği gibi 17 Ağustos 1999  ölümün adı. Hiçbirimizin akıllarından silinmeyen, hayatımıza bir kâbus gibi çöken, milli felaketimiz. Yaklaşık olarak 20 bin ölümün, 50 bin yaralının ve 15 Milyar Dolar ekonomik kaybında olduğu binlerce insanımızı ölüme yolladığımız, binlerce insanımızı evsiz barksız bırakan o feci gün.  Depremden fiziki olarak neredeyse ülkenin % 25 nin etkilendiği, manevi olarak ise hepimizi üzen ve eski haline dönmesi uzun yıllar alacak olan 6 Şubat depremleri.  1999 depreminden sonra çıkan bir yönetmelikle inşaat yapılması için istenilen projeler arasında jeoloji mühendisi tarafından hazırlanan zemin etüt raporu da vardı artık. O tarihten beri jeoloji mühendisleri olarak bizler yapılacak olan her bina için zemin etüt raporları hazırlamaktayız.
Bu çalışma Yeni yapılacak binalar için bir nebze yeterlidir. Fakat başka bir problem daha var bu ise mevcut yapı stoku. Mevcut yapılar içinde yapılabilecek ilk akla gelen bina sahipleri tarafından yaptırılacak olan periyodik kontroller ve yaşadıkları binanın risk durumunun tespit ettirilmesi. 

Bu konuyu biraz açmak gerekirse, vatandaşların oturduğu evin depreme dayanıklı olması gerekiyor. Vatandaşlar, evlerinin yer aldığı binanın yapı ruhsatının ve Yapı Kullanma İzin Belgesi’nin bulunduğunu resmi olarak öğrenmelidir. Binanın taşıyıcı kolon ve duvarlarına etki edebilecek bir değişiklik yapılıp yapılmadığını araştırılmalıdır. Evlerinin bulunduğu binanın depreme dirençli olup olmadığından emin değillerse yetkin ve yetkili kuruluşlara ölçüm ve test yaptırmalılar. Testler sonucunda, binanın depreme dayanıksız olduğu anlaşılırsa bir an önce binalarını depreme karşı güçlendirmeli veya kentsel dönüşüm ile yenilemeliler. Her zaman vurguladığımız gibi kentsel dönüşüm devlet desteği ile parsel bazında değil, ada bazında uygulanmalıdır.

Deprem öncesinde yapılması gerekenlerden bir tanesi de herkesin bilmesinin gerektiği en yakın acil toplanma yerini öğrenmek. Size en yakın Acil toplanma yerini E-devlet sitesinden öğrenebilirsiniz. Tabii toplanma alanınıza AVM yapılmadıysa, deprem anında toplanabilirsiniz.

DENİZLİ DEPREMSELLİĞİ

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odasının hazırladığı rapora göre; Türkiye Diri Fay Haritası baz alınarak yaptığımız incelemede, “Aksaray, Bolu, Sakarya, Yalova, Bursa, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Denizli, Erzurum, Kahramanmaraş, Hatay, Hakkari, Muğla, Eskişehir, Kütahya, Bingöl” gibi 18 ilimizin merkez yerleşim birimleri ile yine içinde son depremi yaşadığımız 80’ini aşkın ilçe merkezinin ve ilk belirlemelere göre 502 köyümüzün deprem üretme potansiyeli yüksek aktif fayların geçtiği hatlar üzerine doğrudan oturduğu vurgulanarak, fay hatları üzerindeki alanların yapılaşmaya kapatılarak,  bu yerleşimlerde öncelikli olmak üzere kentsel dönüşümün uygulamalarının başlaması gerektiği belirtilmiştir.

Denizli kuzeyinde uzunluğu 35 km bulan Pamukkale fayı, 1717 li yıllarda Hierapolis, Colossae ve Laodikya bölgelerinde yıkıma ve o bölgenin tamamen terk edilmesine neden olmuştur. Pamukkale fayının ürettiği depremlerin periyodunun 300-350 yıl arasında olduğunu varsayarsak şehrimizde bu fayın üreteceği 6.8 büyüklüğünde deprem beklendiği Prof. Dr. Halil KUMSAR hocam tarafından çalışılmış ve ön görülmektedir. Tabi ki bu değerlendirilmeleri yaparken bugünkü teknoloji ile depremin ne zaman ve hangi büyüklükte olacağını tespit etmemiz mümkün olmadığını unutmamalıyız. Bu nedenle bizim yapmamız gereken 1. Derece deprem bölgesinde yaşadığımızı unutmadan depreme her zaman hazırlıklı olmaktır. Depremin ne zaman kaç büyüklüğünde olduğunu bilme ihtimalimiz olmadığından öncelikle sağlam zemin, sağlam bina mantığı ile yapılar üretmeli mevcut yapılar içinde kentsel dönüşümlerle veya bina güçlendirme ile her zaman mühendislik ve bilimin ışığında yetkililer acilen çalışma başlatmalıdır.

TMMOB nin hazırladığı fay üzerinde yaşayan kentler: Denizli raporuna göre;

Denizli’nin üzerinde bulunduğu fay hatları konusunda çok sayıda araştırma gerçekleştirdiğini hatırlatan Kaya, Denizli havzası kuzeyindeki ‘Pamukkale ve Laodikya Fay Zon’ları ile güneyindeki Babadağ Fay Zonu’ nun tektonik aktivitesi ile günümüzdeki yapısını kazandığına değindi. Bu fay zonlarının oluşturduğu sismik tehlikeye ilaveten batısında Büyük Menderes ve Gediz Grabenleri’ nin aktif faylarının, doğusunda Honaz Fayı ile Acıgöl Grabeni’nin, güneydoğusunda Cankurtaran Fayı’nın ve kuzeydoğusunda ise Çivril Baklan Grabeni’ nin aktif faylarının tehdidi altında olduğunu ifade etti.

Yerel yöneticiler, üniversite, konu ile ilgili meslek odalarının birlikte çalışacağı bir kent afet planı hazırlanmalıdır. Unutmayalım sel, deprem, heyelan gibi doğal afetleri felakete dönüştüren biz insanlarız.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.