3ü
Denizli
26 Şubat, 2024, Pazartesi
  • DOLAR
    30.36
  • EURO
    32.97
  • ALTIN
    1985.0
  • BIST
    8487.2
  • BTC
    43506.093$

Ayrıştıramadıklarımızdan mısınız?

16 Ocak 2024, Salı 11:06
Ayrıştıramadıklarımızdan mısınız?

Uluslararası İlişkiler disiplininde devletlerin çıkarı esastır ve bu esas doğrultusunda, amaçlayan ülkenin, hedef ülke için uyguladığı en başat ve en basit yöntem böl- parçala –yönet silsilesidir. Temelini fizikten alan bu kural, ülkeyi oluşturan toplumları yok etmek için sinsice yapılır.

Bu silsilenin en önemli ayağı bölmektir. Bölmenin pek çok yolu vardır; Türk- Kürt, Müslüman-Hristiyan, Alevi-Sünni, seküler-muhafazakar, laik-antilaik, açık-kapalı, vs. şeklinde ırka, dine, etnik kökene, mezhebe, düşünce tarzına, giyim şekline göre insanları bölmek.

Bunu da kendinden olmayanı ötekileştirmek eğiliminde olan insanları manipüle ederek yaparlar. Ötekileştirme durumunun temelinde, ötekileştirilecek tarafa yönelik öfke, kızgınlık hatta nefret duygularının oluşması için, insanların duygularını kontrol eden, yönlendiren araçlara ihtiyaç vardır. Bu araçların en başında sosyal medya platformları, televizyon, basın-yayın gibi kitle iletişim araçları gelir.

Kişiler, sosyal medya platformlarında maruz kaldıkları gönderilerin etkisinde kalır, bilerek ya da bilmeyerek, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde taraf olma durumuna girerler. Bu, belki de aidiyet hissinin var oluşla ilişkilendirilmesinin bir sonucudur. Mensubu olduğunu düşündüğü yeri savunmak ve öteki tarafı ‘’yenmek’’ için öfke, intikam vs. gibi duyguların etki alanına girerler. Halbuki kendimizi ayrı gördüğümüz, ayrı konumlandırdığımız her yer koca bir illüzyondur ve bu illüzyonu politikacılar ve politikacıları dizayn eden yapı çok iyi kullanır.

‘’Ayna tutuyoruz’’ savunmasıyla diziler aracılığıyla körüklenen ötekileştirme hali, zaten var olan toplumsal erozyonu daha da arttırıyor. Bilinçaltına diziler ve programlarla ekilen ayrıştırıcı tohumlar böl-parçala-yöneticilerin tam da istediği şey.

Ötekileştirmede kullanılan öfke, kızgınlık, nefret duygularını sevgi, anlayış, empati ile değiştirmeliyiz ki amaçlarına ulaşamasınlar. Birlik olan, birbirine kenetlenmiş bir toplumu dağıtmaya 7 düvelin gücü yetmez. Yapılan planları görmeli, konjonktürü iyi okumalıyız.

Ülkemize, hukukun çiğnenmesinin, bilerek uygulanan yanlış ekonomi politikalarının, liyakatsiz yöneticilerin, kaçak göçmenlerin, vasat eğitim- öğretimin, etik değerlerin yok sayılmasının, ahlak dışı eylemlerin (Rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, görevin ve mevkiinin kötüye kullanılması, iltimas vs.) hoş görülmesinin verdiği zararları ve ülkemizin sürüklendiği yeri hepimiz görüyoruz. Buna son verecek, bu sürüklenmeyi durduracak olan sadece halk olarak bizleriz; ayrışmayı bırakıp en büyük ortak paydamız insan olmakta buluşalım.

İktidarıyla, muhalefetiyle siyasilerin ülkeye verdikleri zarar arşı geçti. Kurtuluş Savaşı’nda ki gibi birlikteliğe, azme, inanca, umuda tutunarak, 100 yıl öncesi atalarımızın ulaştığı başarıya ulaşabiliriz, yeter ki adım atalım, yanlışa yanlış deyip, haksızlıklara ses çıkaralım.

Çünkü, yaşayacağımız başka ülke, başka hayat, başka dünya yok.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.