Furkan Karaıslı

Furkan Karaıslı

Mail: [email protected]

Hayatında Bir Sorun var.

Hayatında Bir Sorun var.

Merhaba güzel insan, 17 günlük kapanma sürecinde geçireceğiniz bol bol can sıkıcı günlerde düşünebileceğiniz,günlük hayatta yaşamış olduğunuz sosyal bir soruna değinmek istiyorum. Tabi ilk olarak birkaç anlamsız soru ve durumlardan bahsedeceğim. Sonrasında beni anlayacağınıza şüphem yok. Hadi başlayalım…

Bu sabah uyandığında gökyüzüne el sallayıp güneşin doğuşunu selamladın mı? Ya da elini göğsüne koyup hala attığı için ona teşekkür ettin mi? İçinin yandığı iftar saatlerinde senin için saatlerdir soğuk tuttuğu suyu içerken buzdolabı aklına geldi mi? Komik biliyorum. Ne anlatmaya çalışıyor der gibisin.

Herhangi bir doğa ya da sevgi modellemesi üzerine bir şeyler yazdığımı düşünüyor da olabilirsin. Düşünmek güzeldir, insan düşündüğü için insan olabilmiştir zaten. Ama kendini düşünmek için neyi beklediğini merak ediyorum. Senin bir şeyleri fark etmen için yazıyorum bunları. Hayatında ki insanlar değerini bilmiyor ya da çok fazla fark edilemiyor gibisin. Teşekkür beklemekten yorulmuş, vefa ve hoşgörü görmek istiyor gibisin. Neden fark edilmediğini neden sevilmediğini veya neden beklediğin kadar ilgiyi göremediğini düşünüyor gibisin. Sebebine gelelim hadi ilk yazdıklarımı hatırla…

Psikoloji der ki ‘’ Süreklilik arz eden iyilik, bir yerden sonra görev addedilir. ‘’ Güneş bir gün doğmasaydı neler düşünürdün? Buzdolabı çalışmadığı zaman onu suçlamak yerine çalışması için uğraşır ve başardığında şükür eder aynı hatayı tekrarlamaması için ona daha iyi bakardın dimi? Veya kalbin ile ilgili yaşadığın bir sorunda artık kalbinin eskisi kadar iyi çalışmadığını öğrenseydin tepkin ve yaşantın nasıl olurdu? Ona daha iyi bakmaya özen gösterir ve düzenli olarak kontrole giderdin dimi?

Devam edelim ve konuyu tek bir yerde toplayalım. Sevdiklerin yaptıklarını görmüyor gibi ve bu sorunlardan şikâyetçi ayrıca görmezden gelinmek ile baş edemiyor gibisin dimi? Hâlbuki istedikleri her şeyi yapmayı ihmal etmiyor ve hep bir adım arkalarında durarak güven vermene rağmen istediğin geri dönütü alamıyorsun. Aynı zamanda bu durumu çözmek için geri durduğunda onları kaybetmekten korkuyorsun. Seni bir daha sevmeyeceklerinden şüphe ediyorsun.  İkinci paragrafta yazdığım tuhaf durumlar gibi süreklilik arz eden iyilikler bir yerden sonra sizin görevinizmiş gibi görülmeye başlar. Her şeyden önce kendini ihmal etmemeli ve senin bir buzdolabı, karşındaki insanın yaşam kaynağı, ya da toplumu sürekli aydınlatması gereken bir güneş olmadığını fark etmen gerek. Peki, bu süreçten sonra bunları denemeye ne dersin? Yaptıklarını yapmayı bıraktığında ya da bunları daha az yaptığında tepkilerini ölçmelisin. İhtiyaçlarını gözeten ya da yaptıkların için minnet duygusu besleyenler ile yoluna devam etmelisin, diğerleri için herhangi bir şey yapmana gerek yok zaten gideceklerdir. Korkma, illaki gidecek olanlar olacak hayatından aralarında çok sevdiklerinde olacak. Lakin çok sevdiğin bir varlık seni kendi varlığından uzaklaştırıyor ise kendini yeterince sevmiyorsundur. Bırak gitsinler sen kendin olabildikçe yeni yaşamının mimarı olabilme lüksüne sahip olacaksın. Birde sen kendini düşünmeye başladığında senin de ihtiyaçlarını gözetmeye, sana destek olmaya çalışanlar olacak ve onları tanıma şansını elde edeceksin. Sevildiğin ve fark edildiğin bir yaşam tarzı ile devam etmek mi? Yoksa sistemin içinde kendini unutmuş bir nevi köle olarak yaşamak mı?  Tarafını sen seç.

Her kapağını açana aydınlık olmak zorunda ya da bir kalp gibi fark edilmediğin bir hayatta kendini her saniye sıkıştırmak zorunda değilsin. Korkma ve etik değerler içinde mutlu olmak için yaptığın hiçbir şeyden pişman olma.

Unutma bir kere geliyorsun bu hayata ve bir buzdolabı değilsin…

 Sevgilerle…

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar