TELEVİZYON

FAHRETTİN KOYUNCU

FAHRETTİN KOYUNCU

TELEVİZYON

  • 02 Kasım 2017, Perşembe 16:17

Öfkeyle girdi içeri babam:

-Susturun şunu çabuk, dedi, susturun!

Kapının arkasına, musandıraya baktı.

Kız kardeşim Fato ve ben, yere uzanmış, gaz lambasının ölgün ışığında ödevlerimizi yapıyorduk.

Korktuk.

Babamız öfkeliydi.

Az görmüştük onu bu halde.

Öfkesi azdı çünkü onun.

Uysaldı, sakindi, sabırlıydı.

-Şunu diyorum işte, dedi, şunu!

Yine aynı yeri gösteriyordu: Musandırayı…

Uzanık halden diz üstüne dönüp toparlanmıştık biraz.

İki elini bir metre kadar açıp orada musandıradan aldığı yeri tutuyormuş gibi yaptı.

Ellerinin arasındaki mesafeyi daraltıp genişletmeden, elindeki hayalî şeyi kaldırdı ve yere çarptı.

Yine hayalî olarak tabiî.

O çarpar çarpmaz bir şangırtı ve karmakarışık sesler duyduk, onun elindekini çarptığı yerden.

Müzikler, reklamlar, haber anonsları, postal sesi ve millî marş.

Bütün sesler, babamın girdiği kapıdan dışarı çıktı.

Biz babamı heykel gibi donmuş haliyle odada bırakıp seslerin ardından dışarı çıktık.

Uçurtma şekline giren sesler ve görüntüler gökyüzünde kaybolmak üzereydi.

Gökyüzüne baktık.

Baktık, baktık, baktık.

 

Fahrettin Koyuncu

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık