09 Eylül 2018, Pazar 0:46 | A+ | A-

BÜYÜYÜNCE YAZAR OLACAĞIM ANNE

BÜYÜYÜNCE YAZAR OLACAĞIM ANNE

BÜYÜYÜNCE YAZAR OLACAĞIM ANNE

            Herkesin çocukken hayalini kurduğu bir meslek muhakkak olmuştur. Sanırım bu hayaline tam manasıyla kavuşan çok az kişi vardır. Eğitimini aldığı meslekle alakası olmayan işlerden birini yapan o kadar çok insanın olduğu güzel ülkemde, kim hayalini kurduğu mesleği okuyup bir de üstüne ömür boyu onu icra edebilme şerefine nail olabilmiş ki?

            Ben on yaşında “yazar olacağım” cümlesini kurmuştum. Tabii ilerde ne olacağın sorusuna böyle cevap vermek fazlaca tuhaftı. Sadece hayalini kurmakla kalmamış bir de kitap yazmıştım o yaşta. O heyecanı daha dün gibi hatırlarım. Kitabın adı “Yatılı” idi. Çocuğun annesi bir hastalıktan ölüyordu, babası ise onu okutamayacak kadar fakirdi. Öğretmeninin desteğiyle bursluluk sınavına giren çocuk sınavı kazanıyor ve yatılı olarak okumaya hak kazanıyordu. Yıllar geçiyordu, çocuk büyüyor ve büyük adam oluyordu. Kitabın sonunda da ölen öğretmeninin mezarında ona dualar ediyordu. Kısacık bir hikâye kitabı. Aldım onu, evimizin hemen yakınındaki bakkala zımbalatmaya götürdüm. Kâğıdı genişlemesine ikiye ayırmış ve öyle yazmıştım, zımba yapınca da bildiğiniz kitap formatında bir şey olmuştu. O zamanlar inceden inceye kendini hissettiren resim çizme merakımla birlikte bir de her sayfasını anlattığım olaylara göre resmetmiştim. Bu anımı hiçbir zaman unutamam. Çocukça bir hevesten çok fazlasıydı. Ortaokulda mahallenin gazetesini çıkartmıştım mesela, onu da kendim resmetmiştim yine. Ama Allah’tan o gazeteden sadece ben de vardı, yoksa mahalle birbirine girerdi tahminimce… Güzel anılar benim için fazlasıyla.

            Günümüzde herkeste bir yazar olma merakıdır gidiyor. “Önüne gelen kitap yazıyor” gibi bir durumdayız. Elbette edebiyat uçsuz bucaksız kelimelerle, hikâyelerle dolu bitmek tükenmek bilmeyen bir alan. Ama her kitap yazanın da yazdığının edebi bir eser niteliği taşımadığını biliyoruz. Edebi niteliğini geçtim, bazıları hiçbir nitelik taşımıyorlar ki! Elle tutulur bir yerleri yok ki! Buralara bizi getiren hadiselerden biri de özelikle “wattpad” gibi mecralarda yazmaya merakı olan gençlerimizin aşk ve benzeri romanları yazmalarıdır. Çok çok ünlü olan yayınevleri de genç kesimin alıp okuyacağından emin olduğu için bu kitapları basıyor elbette. Yazar olmaktan bahsediyoruz yahu. Pazardan karpuz mu alıyoruz sanki! O kadar kolay mı, o kadar basit mi iki kitapla yazar olmak. Hemen sosyal medya hesaplarının girişine de yazarlar “yazar” diye. Allah’ım ne günlere kaldık biz! Sosyal medyada hemen bir sayfa açıp yazdığı üç beş şiiri orada paylaşan kendini şair ya da yazar sanıyor. Gerçekten gülüyorum böylelerine, acınacak haldeler de bilmiyorlar!

            Şu an en çok aldığım sorulardan biri “ne zaman kitabın çıkıyor?” oluyor. “Hiçbir zaman, çünkü zamanını bilmiyorum” diyorum. Evet, senelerdir dergilerde yazılar yazıyorum, hatta dergilere göndermediğim yazılarım da var ama bu hemen bir kitabım olması gerekliliğini göstermiyor. Ne yani, ben de bir kitap çıkarıp “yazar” diye mi yazayım çok sevgili sosyal medya hesaplarıma. Hiçbir zaman bir kitabım olsun diye kitap çıkartan insan topluluğuna katılmayacağım. Hem, o insanlardan hiçbiri yıllar sonra okunmayacak ve isimleri bile kalmayacak. Kitap çıkarma hevesinde sayısız insan görüyorum çevremde. O kadar gençler ki. Heveslerini anlıyorum ama gereksiz buluyorum. Bir şeyler karalayan insanlar bu konuda sabretmeyi bilmiyor. Yazar olmak o kadar kolay değil kardeşim. On kitabın da olsa “yazar” olabilecek misin? O şerefe ulaşabilecek misin?  Bir şeyler yazan insanlarda yazmak tutkusu bitmeyen bir istektir. Ama eserlerimiz gerçekten eser mi bunu ancak gelecek gösterir. Bir insan ben “şairim” ya da “yazarım” demez, dememeli! Bunu edebiyat eleştirmenleri ve okurlar tayin eder. Dört beş yıldır bir roman var yazmayı düşlediğim. Kurguladığım karakterlerim her gün benimle yaşıyor bile diyebilirim. Ama belki de yıllar geçecek onun yayınlanması için. Ben, sadece yaşadığı süre zarfında kendini yazar görüp niteliksiz üç beş kitap yazma peşinde değilim. Ben, öldükten sonra da okunacak, hatta yıllar yıllar sonra da okunacak eserler bırakma peşindeyim. Velhasıl daha büyüyeceğiz, kalemimiz büyüyecek; hayata bakışımız, kelimelerimizin büyüsü daha da genişleyecek. On yaşında bir hayalle başlayan yazma serüvenim yine bir hayal gibi varlığını sürdürüyor. Ben bir şeyler yazarken hep şu cümleyi kurarım: “Büyüyünce yazar olacağım anne! Sahi olur muyum?”

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SON DAKİKA HABERLERİ

Anket
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
yukarı çık